sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop fethiye sex shop
Advert sex shop sex shop sex shop

Ramazan ayı Müslümanlar için neden önemlidir?

Diyanet’in 2021 dini günler takvimi içerisinde paylaşılan bilgilere göre bu yıl Ramazan 13 Nisan 2021 Salı günü başlayacak. İlk imsak vakti ile oruçlar 13 Nisan’da tutulmaya başlanacak. 30 günlük sürenin sonunda bayram sevinci yaşanacak. Bayram ise bu yıl 13 Mayıs 2021 Perşembe günü olacak. 14 Mayıs 2021 Cuma ve 15 Mayıs 2021 Cumartesi de bayram devam edecek. 13 Nisan 2021 Salı günü tutulacak olan ilk oruç için Ankara’da ilk imsak vakti 04:38 olacak. 2021 yılının ilk orucunu Ankara’da açacak olanlar 19:31’de iftar yapacaklar.

Ramazan ayı Müslümanlar için neden önemlidir?
Ramazan ayı Müslümanlar için neden önemlidir? Admin
Bu içerik 99 kez okundu.
Advert

Ramazan ayı Müslümanlar için neden önemlidir?

Giriş Tarihi: 11.04.2021  05:08 Güncelleme Tarihi: 11.04.2021  08:25

11 ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte vatandaşlar mübarek ayın anlam ve önemini araştırmaya koyuldu. İşte ayların sultanı olarak kabul edilen Ramazan ayının önemi...

Ramazan ayı Müslümanlar için neden önemlidir?

Müslümanların heyecanla beklediği 11 ayın sultanı Ramazan ayı geldi. Müslüman alemi bu gece ilk sahurunu yapacak ve yarın ilk oruçlar tutulacak. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Müslümanlar mübarek ayın anlam ve önemini tekrar araştırmaya başladı.

Ramazan ayı neden önemli?

Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur'an'da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen "kadir gecesi" yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam'ın temel ibadetlerinden olan oruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona "on bir ayın sultanı" denilmiştir.

'İnsanları kurtuluş yola götüren aydır'

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur'an'ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur'an'da " Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ın indiği aydır. "(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur.

Bu yıl Ramazan ayı ne zaman başlıyor, ilk oruç ne zaman tutulacak? 2021  Dini günler takvimi ile Ramazan ayı başlangıç tarihi! - Son Dakika Haberler

Kur'an', Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur'an insan için hayati değer taşır. Kur'an okumak bir ibadettir. Peygamberimiz Allah'ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur'an'ı çok okumayı teşvik etmiştir.

Ramazan'da hatim geleneği yüzyıllardır devam ediyor

Müslümanlar, ramazan ayında Kur'an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur'an'dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur'an'ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir.

"Kim Ramazan ayına ulaşırsa oruç tutsun"

Ramazan ayını önemli kılan etkenlerden biri de, dinimizin temel ibadetlerinden olan orucun bu ay içinde tutulmasıdır. Yüce Allah Kur'an'da "…Kim Ramazan ayına ulaşırsa oruç tutsun" (Bakara suresi, 185. ayet) buyurarak, ramazan ayında oruç tutulmasını emretmektedir. Bu nedenle Müslümanlar ramazan ayı boyunca oruç tutarlar.

Ramazan ayı oruç, ibadet ve sabır ayıdır. Allah'ın rahmet ve bağış kapılarının açıldığı aydır. Sevgili Peygamberimiz, ramazan ayında içtenlikle yapılan dua, ibadet ve iyiliklerin Allah katında daha değerli olacağını bildirmiştir.

Ramazan başlangıcı bu yıl ilk oruç için sahura kalkılacak güne ilişkin bilgileri gösterdi. Ramazan 2021 sonunda ise 3 günlük bayram idrak edilecek. Peki, Ramazan ne zaman başlıyor, bu yıl hangi tarihte idrak edilecek?

Ramazan ayı bu yıl Nisan ayı içerisinde başlayacak. 30 gün devam edecek orucun ardından bayram idrak edilecek. Ramazan’ın son günü arifenin ardından 3 günlük bayram süreci başlayacak. Ay boyunca her ile ait imsakiye bilgileri ise gün gün cnnturk.com/ramazan sayfasında olacak. Bu sayfa üzerinden illerdeki imsak ve iftar vakitleri kolaylıkla öğrenilebilecek.

15 Madde ile On Bir Ayın Sultanı Ramazanın Önemi ve Fazileti - onedio.com

RAMAZAN 2021 NE ZAMAN BAŞLIYOR? İŞTE RAMAZAN BAŞLANGICI

Diyanet’in 2021 dini günler takvimi içerisinde paylaşılan bilgilere göre bu yıl Ramazan 13 Nisan 2021 Salı günü başlayacak. İlk imsak vakti ile oruçlar 13 Nisan’da tutulmaya başlanacak.

RAMAZAN BAYRAMI NE ZAMAN?

30 günlük sürenin sonunda bayram sevinci yaşanacak. Bayram ise bu yıl 13 Mayıs 2021 Perşembe günü olacak. 14 Mayıs 2021 Cuma ve 15 Mayıs 2021 Cumartesi de bayram devam edecek.

ANKARA İMSAKİYESİ: İLK İMSAK VE İLK İFTAR VAKTİ NE ZAMAN, SAAT KAÇTA?

13 Nisan 2021 Salı günü tutulacak olan ilk oruç için Ankara’da ilk imsak vakti 04:38 olacak. 2021 yılının ilk orucunu Ankara’da açacak olanlar 19:31’de iftar yapacaklar.

İZMİR İMSAKİYESİ: İLK İMSAK VE İLK İFTAR VAKTİ NE ZAMAN, SAAT KAÇTA?

13 Nisan 2021 Salı günü İzmir için ilk imsak vakti 05:05 olacak. Aynı gün İzmir’deki ilk iftar vakti ise 19:52 olacak.

İSTANBUL İMSAKİYESİ: İLK İMSAK VE İLK İFTAR VAKTİ NE ZAMAN, SAAT KAÇTA?

İstanbul’da bu yıl ilk imsak vakti 12 Nisan 2021 Salı günü saat 04:50 olacak. İstanbul’da 2021 yılının ilk iftarı ise saat 19:48’de yapılacak.

2020 RAMAZAN BAŞLANGIÇ TARİHİ

İslam aleminin heyecan beklediği on bir ayın sultanı Ramazan ayı 13 Nisan 2021 Salı günü başlayıp, 12 Mayıs 2021 Çarşamba günü sona erecek. Müslümanlar bu tarihten itibaren farz olan oruç ibadetini yerine getirecekler.

İLK ORUÇ NE ZAMAN TUTULACAK?

İlk oruç 13 Nisan’da tutulacak. Müslümanlar bir gün önce sahura kalkacaklar.

Ramazan 2021 ne zaman başlıyor Ramazan ve ilk oruç başlangıç tarihi ne zaman

İLK TERAVİH NE ZAMAN KILINACAK?

İlk teravih namazı 12 Nisan’da kılınacak. Fakat Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş Ramazan ayı ve oruç ibadetiyle ilgili vatandaşlardan gelen sorular üzerine, koronavirüs salgını nedeniyle Teravih namazlarının evde kılınacağını söyledi.

TERAVİH NAMAZLARI EVDE

Ekrem Keleş, Kurul kararında teravih namazları ile ilgili de "Camilerden uzak kalmamızın hüznünü yaşadığımız şu günlerde, teravih namazlarımızı, mukabelelerimizi evimizde ifa etmek, dualarımızı ve istiğfarlarımızı hep birlikte hanemizden Rabbimize yöneltmek, Ramazan ayının maneviyatından azami derecede istifade etmeye vesile olacaktır. İdrak edeceğimiz Ramazan ayının, bu salgın hastalıktan bir an önce kurtuluşumuza vesile olmasını; milletimize, ümmet-i Muhammed’e ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederiz" ifadelerine yer verildi.

ALLAH (C.C.)

    Kâinatın ve kâinatta bulunan tüm varlıkların yaratıcısı, koruyucusu olan tek varlık, ibâdet edilmeye lâyık tek Rab, Mevlâ, Huda'ya ait özel isim. En yüce varlık olarak inanılan, bütün kemâl sıfatları şahsında bulunduran ve her türlü noksan sıfatlardan uzak olan gerçek Ma'bud. Varlığı zorunlu olan tek yaratıcıya ait yüce bir isim. Bu isimle çağrılan bir başka varlık olmamıştır, olmayacaktır da.
İsim, ifade ettiği ilâhî manasıyla yalnız Allah'a aittir ve hiçbir kelime bu ismin manasını ve muhtevasını ifade gücüne sahip değildir. Bu isim başkası için de kullanılamaz (Meryem, 19/65).

İsmin, ait olduğu yaratıcı bir olduğundan, ikili ve çoğulu da yoktur. Ancak cinsleri olan varlıkların isimleri çoğul yapılabilir. Cinsleri olmayanın ismi de çoğul yapılamaz. Lisanımızda "şehirler" denilir ancak yine bir şehir olan fakat bir ikincisi olmayan İstanbul için "İstanbullar" denilerek çoğul yapılamaz. Ancak muhtelif lisanlarda Allah'u Teâlâ'nın ayrı ayrı isimleri olabilir. Türkçe'de Tanrı, Farsça'da Hudâ, İngilizce'de God, Fransızca'da Dieu gibi. Ne var ki bu isimler "Allah!' gibi özel isim değildir. ilâh, rab, ma'bud gibi cins isimdirler. Arapça'da ilâhın çoğuluna "âlihe", rabbın çoğuluna "erbâb" denildiği gibi Farsça'da Hudâ'nın çoğulu da "hudâyân" ve lisanımızda da "tanrılar", rablar, ilâhlar, ma'budlar denilir. Çünkü bu isimler gerçek ma'bud -Allah- için kullanıldığı gibi, Allah'ın dışında gerçek olmayan bir nice ma'bud kabul edilen şeyler için de kullanıla gelmiştir. Eski Türklerde gök tanrısı, yer tanrısı; Yunanlılar'da güzellik tanrıçası, bereket tanrısı, vs olduğu gibi. Halbuki "Allahlar" denilmemiş ve denilemez. Manasındaki birlik ve özel isim olması nedeniyle Allah ne tanrı kelimesiyle ne de bir başka kelimeyle tercüme edilebilir.

İslâm'ın temel ilkesi olan "Lâ İlâhe İllâllah" tevhid kelimesi, meselâ Fransızca'ya tercüme edildiği zaman "Diyöden başka diyö yok" Türkçe'ye aktarılmasında "İlâhtan başka ilâh yoktur." denir. O zaman da Allah kelimesi "ilâh" kelimesiyle tercüme edilmiş olur. Bu da yanlış bir tercümedir. Çünkü ilâh cins isimdir, Allah ise özel isimdir. Kelime-i Tevhid "tanrı" kelimesiyle Türkçe'ye çevrildiğinde aynı çarpıklık ve yanlışlık ortaya çıkar. "Allah" kelimesinin kökenini araştıran dil bilimcileri bu konuda birçok beyanlarda bulunmuşlarsa da en kuvvetli görüş; bu kelimenin Arapça olup herhangi bir kelimeden türetilmeden aynen kullanıldığı ve has bir isim olduğudur.

Allah; kendi iradesiyle evreni yoktan var eden, ona belli bir düzen veren, gökleri ve yerleri ve bunlarda en küçüğünden en büyüğüne kadar canlıları yaratan, onlara hayat ve rızık veren, öldüren-dirilten, dilediğini dilediği şekilde idare ve tasarrufu altında bulunduran, varlığı bir başka etkenle değil, kendinden olan, her şeyi bilen, gören, işiten, yarattıklarında en ufak bir çarpıklık ve dengesizlik bulunmayan, herşeye gücü yeten, bütün mülkün gerçek sahibi, emir ve hüküm koymaya tek yetkili; övülmeye, itaat edilmeye, şükredilmeye gerçek lâyık, bir benzeri daha bulunmayan, bütün varlıkların, güneşin, ayın, gök ve yer cisimlerinin itirazsız itaat ettiği, boyun eğdiği, ismini ululadığı, ibadet edilmeye lâyık Hak mabud. Allah, mabud olduğu için Allah değil, Allah olduğu için mabudtur. Onun İlâh oluşu, ibadete lâyık oluşu, bir başka sebepten değil; kendi 'zat'ının yüceliğindendir. insanlar zaman zaman putlara, ateşe, güneşe, yıldızlara, millî kahramanlara veya hakkında korku ve ümit besledikleri herhangi bir şeye tapınmışlar; bu hâlleriyle de onları ilâh ve mabud edinmişler, bilâhare bunlardan cayarak, onları tanımaz ve tapınmaz olmuşlardır. O zaman da daha evvel mabudlaştırdıkları varlıkların mabudluk vasıfları yok olur. Hülâsa Allah'ın dışındakiler ancak insanların mabudlaştırmalarıyla mabud telâkki edilebildikleri hâlde Allah, bütün beşer ona inansa da, inanmasa da; ibadet etse de etmese de o, zatıyla Allah olduğu için ibadete lâyıktır. Beşerin inkârı onu Allah olmaktan uzaklaştıramaz.

İnsanlık tarihi incelendiği zaman görülür ki, ilk devirlerden beri her asırda yaşayan insanlarda Allah fikri ve tapınma meyli; dolayısıyla bir dîni inanca eğilim vardır. Batılı dinler tarihi yazarlarının bir çoğuna göre bu duygunun var oluşu çeşitli arizî sebeplere bağlanmış ise de, müslüman âlimlerin genel kanaatlarına göre tamamen fıtrî ve doğuştandır. İlk insan olan Hz. Âdem'in yaratılışından önce Allah ile melekler arasında cereyan eden konuşmayı (el-Bakara, 2/30) ve bu konuşmada Âdem'in -insanın- Allah'ın halifesi olarak yaratılması hususunu düşündüğümüzde de anlarız ki; insan yaratılmadan evvel, onun mayasına Allah'a halife olacak özellikler verilmiştir. Bu da bize Allah'a bağlılığın ve din duygusunun fıtrî olduğunu bildirir. Hz. Peygamber'in (s.a.s.)

"Her doğan insan, İslâm fıtratı üzere doğar, onu Mecusi, Hristiyan veya Yahudi yapan ana ve babasıdır." (Müslim, Kader, 25; Buhârî, Cenâiz:, 92; Ebû Dâvud Sünnet, 17) hadisi ve

"Sizi karada ve denizde yürüten odur. Gemide olduğunuz zaman (ı düşünün): Gemiler içinde bulunanları hoş bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (onlar) bununla sevindikleri sırada, birden gemiye, şiddetli bir kasırga gelip de, her yerden gelen dalgalar onları sardığı ve artık kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını, (bir daha kurtulamayacaklarını) sandıkları zaman, dini yalnız Allah'a halis kılarak Ona yalvarmağa başlarlar. And olsun eğer bizi bu (felâket) den kurtarırsan, şükredenlerden olacağız. (derler)." (Yûnus, 10/23)

 ayeti de keza Allah inancının -her ne suretle ortaya çıkarsa çıksın- insan ruhunun derinliklerinde var olduğunu ispat etmektedir.

Nereye gidilmişse orada basit ve batıl da olsa bir dîne, bir tanrı fikrine rastlanmıştır. Geçmiş devirlerde çeşitli şekillerdeki putlara tapanlar, ateşi, güneşi, yıldızları kutsal sayanlar dahi bütün bunların üstünde büyük bir kudretin bulunduğuna, herşeyi yaratan, terbiye eden, esirgeyen bir varlığın mevcudiyetine inanmışlar, dış âlemde taptıkları şeyleri Ona yaklaşmak için birer vesîle edinmişlerdir." "Biz, bunlara, sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz." (ez-Zümer, 39/3) Cinsleri, devirleri ve ülkeleri ayrı, birbirlerini tanımayan toplumlarda inanç konusundaki birlik, dîn fikrinin umumî, Allah inancının da fıtrî olduğunu ispat etmektedir.

Bunun içindir ki, her şeyi bilen ve yaratmaya kadir olan bir Allah'a inanmak, ergenlik çağına gelen akıllı her insana farzdır. İlâhî dinlerin kesintiye uğradığı dönemlerde yaşayan insanlar bile, akılları ile Allah'ın varlığını idrâk edebilecek durumda olduğundan, Allah'a îmanla mükelleftirler.

Akıl ile Allah'ın bilinebileceğine, birçok ayet delîl olarak gösterilebilir. Bunlardan en dikkat çekici olanı, Hz. İbrahim'in daha çocukluk dönemlerinde iken parlaklıklarına bakarak yıldızı, ayı, güneşi Rab olarak kabul etmesi ancak daha sonra bütün bunların batmaları, ile zamanla yok olan şeylerin Rabb olmayacaklarını idrâk etmesi ve neticede gerçeği görerek "...ben, yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan varedene çevirdim ve artık ben Ona ortak koşanlardan değilim. " (el-En'âm, 6/79) ayetidir. Maturîdiyye mezhebine göre Allah'a iman, insan fıtratının icabıdır. Zira her insan evrendeki bu muazzam varlıklara bakarak bunların büyük bir yaratıcısı olduğuna aklen hükmedebilir. "Akıl ve nazar 'marifetullah'da kâfidir." derler. "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'ın varlığında şüphe mi vardır?" (İbrahim, 14/10) ayetini delil gösterirler. Eş'ariye imamları ise "akıl ve nazar 'marifetullah'da kâfi değildir." derler ve "Biz bir kavme peygamber göndermedikçe onlara azap etmeyiz. " (el-İsrâ, 17/15) ayetini delîl gösterirler. Netice olarak, semavât ve arzın yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde ve kâinatta meydana gelen insan gücünün dışındaki binlerce tabiat hadisesinin belli bir düzen içerisinde cereyan etmesinde her akıllının kabul edebileceği gibi, Allah'ın varlığını ispat eden delîller vardır. (el-Bakara, 2/164).

Allah'ın zatı üzerinde düşünmek haramdır. Onun zatını idrak etmek aklen mümkün değildir. (Çünkü Allah'ın hiçbir benzeri yoktur. Hiçbir şey O'na denk değildir.) (İhlâs, 112/1-5). Gözler Onu idrak edemez, (el-En'âm, 6/103). Çünkü aklın ulaşabildiği ve kavrayabildiği şeyler ancak madde cinsinden olan şeylerdir. Allah ise madde değildir. Duyu organlarımızla tespitini yaptığımız ve hâlen yapamadığımız eşyanın tümü noksanlıklardan uzak olan bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır. Yaratılan ise yaratıcısının ne parçası, ne de benzeridir. Allah'ın varlığına inanmak, her müslümanın ilk önce kabul etmesi gereken bir husustur. İslâm ıstılâhına göre inanmak ise Allah'ın varlığına, birliğine, yani, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve inanılması gereken diğer hususlara (Allah'a, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kaza ve kadere, öldükten sonra diriltmeye) tereddütsüz iman etmek ve bunu kalp ile tasdik etmektir. İnanan insana mümin, inanmayana ise kâfir denir. Akıl sahibi olan her insanın, Allah'ın varlığına inanması gerekir. Allah'ın varlığına inanmak, insan fıtratının icabıdır. Allah'ın varoluşu vaciptir, zarûrîdir. Varlıklar vücud bakımından üç türlüdür:

a) Vâcibu'l-Vücûd: Varlığı mutlak gerekli olan, olmaması mümkün olmayan varlık. Bu da sadece Allah Teâlâ'dır.

b) Mümkinu'l-Vücûd: Varlığı mümkün olan, yani, varolması da, olmaması da mümkün olan varlıklardır ki Allah'ın dışında tüm yaratıklar böyledir .

c) Mümteniu'l-Vücûd: Varlığı mümkün olmayan. Allah'ın eşi ve benzerinin olması gibi. Allah'ın eşi ve benzerinin olması mümkün değildir.

Allah, bizatihi (kendi kendine) ve bizatihi (kendiliğinden) Allah'tır. Kur'an'da Allah hakkında varid olan birçok vasıflar onun bir cisim olduğunun delili değil, ancak ona ait mecazi vasıflamalardır. (bk: 5/69; 38/75; 39/67; 54/14; 2/109, 274; 6/52; 18/27 ayetler) Bu sıfatlarla Allah'ı cisimlendirme veya bir başka varlığa benzetme sözkonusu değildir.

Bütün yaratıkların ilâhı bir tek ilâhtır. Ondan başka ilâh yoktur. O rahman ve rahîmdir. (2/163). Üçyüzaltmış putu kendilerine ilâh kabul eden Mekkeli müşrikler, bu muazzam âlemin bir tek ilâhı olduğu gerçeğini duyunca hayret etmişler, "Ey Muhammed! bu kadar insanlara bir ilâh nasıl yetişir." demişlerdi. Müşriklerin maddeci görüşlerini reddedip Allah'ın tek yaratıcı olduğuna, varlığının isbatına delil olacak birçok âyetlerden biri de şudur:

"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanların faydasına olan şeyleri denizde ta, sıyıp giden gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla ölmüş olan yeri dirilterek üzerine her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için (Allah'ın varlığına ve birliğine) delîller vardır. " (el-Bakara, 2/164)

Her insan, kâinattaki bu muazzam ve mükemmel varlıklara bakarak, bunların büyük bir yaratıcısı olduğuna aklen hükmedebilir. Bir bilginin kesinlik kazanması için o konuda ispat edici deliller aranır. Allah'ın varlığı hakkında da bilgimizin kesinlik kazanması için birçok deliller vardır. Bu deliller, aklî ve naklî deliller olmak üzere iki grupta toplanabilir.

A) Aklî deliller

1. Hudûs (sonradan varolma) delilleriyle Allah'ın varlığını ispat.

Bu âlem, yok iken sonradan var olmuştur. O halde, başlangıcı olmayan bir var ediciye muhtaçtır. Varlığı ve yokluğu kendinden olmayan bu âlemin, varlığını yokluğuna tercih eden bir mucide ihtiyacı vardır. O mucidin de varlığının kendinden olması; Vâcibu'l-vücud olması gerekir. Bir başka yaratıcıya muhtaç olmadan varlığı kendinden olan tek varlık ise Allah Teâlâ'dır. bu halde bu âlem vâcibu'l vücud olan bir yaratıcıya muhtaçtır. Bu delîli de iki maddede inceleyebiliriz:

a) Cisimlerin sonradan yaratılması esasına dayanan delil. Kelâm âlimleri bu delîli şöyle açıklarlar: Bu âlem, suretiyle ve maddesiyle hâdistir (sonradan varolmuştur). Her hâdis (sonradan varolan) mutlaka bir muhdise (mucide) muhtaçtır. O halde bu âlem de bir muhdise muhtaçtır. O da yüce Allah'tır. Bu âlemin sonradan yaratıldığı gözlem ve aklî delillerle ispat edilmiştir. Söyle ki:

Âlem; (Evren) cevher ve arazlardan meydana gelmiştir. Ârâz, cisimlere ârız olan hareket, sükûn, ictima (birleşme), iftirâk (ayrılma) hâlleridir. Bu hâllere "ekvân-ı erbaa (dört oluş) denir. Ekvân-ı erbaa, cisimlere değişik hâl ve şekiller veren sıfatlardır. Bu sıfatların hepsi sonradan varolmuştur. Sükûndan sonra hareket, karanlıktan sonra aydınlık, beyazlıktan sonra siyahlık hâllerinin oluştuğu gibi. Bu ârâzlar yok olduktan sonra görülmezler. Görülmemeleri hâdis olduklarının, yani sonradan yaratıldıklarının delilidir. Hâdis olmasaydılar, vacip (varlığı kendinden) olmaları gerekirdi. Vacip olsaydılar bu defa da, zıdlarının gelmesiyle yok olmamaları gerekirdi. Halbuki zıdları gelince yok oluyorlar. O halde vacip değil, hâdistirler. Hâdis oldukları sabit olan ârâzlar, kendileriyle birleştikleri cevherlerin de hâdis olduklarının delilidir. Çünkü hâdis, ancak kendisi gibi hâdis olan cisimle birlikte olur. Cevherler (cisimler) de mutlaka bu dört durumdan birisiyle birliktedirler. O halde cevher ve ârâzlardan ibaret olan bu evren hâdistir sonradan yaratılmıştır. Her hadisin de bir muhdise ihtiyacı vardır. O muhdis ise; bu âlem cinsinden olmayan varlığı zatının icabı, yani Vâcibu'l-Vücud olan mutlak kemâl sahibi Allah Tebârek ve Teâlâ'dır.

Bu âlemi yaratan varlık; Vâcibu'l Vücud değilse Mümkiniu'l-Vücud'tur. Yani vücudu sonradan yaratılmıştır. O hâlde o da, varlığında başka bir yaratıcıya muhtaçtır. Şayet o yaratıcı da bu mucit gibi başka bir yaratıcıya muhtaç ise; yaratıcılar zincirinin böylece sonsuzluğa doğru silsile hâlinde devam edip gitmesi gerekir. Böyle bir teselsül ise batıldır, mümkün değildir. Varlığı farzedilen bu yaratıcılar silsilesinin bir noktada durması ve başkasına muhtaç olmayan, her bakımdan mükemmel, varlığı zâtının gereği olan bir yaratıcıya dayanması şarttır. Bu varlık, âlemin yaratıcısı olan Allah'tır.

b) İhtirâ (İcat Etme) delîli. Gökler ve yer, bitki ve hayvanlar yoktan var edilmiştir. Her yoktan var olunana da bir var edici gerekir. Bu âlemin de bir var edicisi vardır. O da Allah'tır. Âlemde gördüğümüz herhangi bir bitki veya hayvan sonradan varolmuştur. Her birinin varlığının bir başlangıcı vardır. Cisimlerde zamanla hayat idrak, akıl gibi hâller icat olunuyor. İlliyet kanununa göre her icat olunan şeye bir icat eden gerekir. Çünkü hayat, idrawek ve akıl gibi durumlar kendiliğinden var olmazlar. Mutlaka bir yaratıcıya muhtaçtırlar. O da, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, herşeyi bilen ve herşeye güç yetiren Allah 'tır

c) Terkip delili. Bu âlem mürekkep (parçaları bir araya getirilmiş olan) bir varlıktır. Terkip olunan her varlık, kendinden önce varolan bir terkip ediciye muhtaçtır. Terkip olunan varlık, parçalardan meydana gelir. Parçalar, bütününden önce vardır ve ondan ayrı şeylerdir. O halde, terkip bulunan varlık yok iken, daha sonra parçalarının birleştirilmesiyle sonradan yaratılmıştır. Her sonradan yaratılan gibi o da bir yaratıcıya muhtaçtır. Bu yaratıcı, terkip edilen ve kendinden başkasına muhtaç olan bu âlem cinsinden olamaz. Aksi halde yaratıcıların teselsülü gerekir. Teselsül ise batıldır. O hâlde bu yaratıcı, varlığında başkasına muhtaç olmayan ezelî bir varlıktır. O da, Vâcibu'l-Vücud olan Allah'tır.

2. İmkân Delîli

a) Bu âlem, varlığı da, yokluğu da mümkün olan bir varlıktır. Her mümkün, varlığını yokluğuna tercih eden bir kuvvete muhtaçtır. Bu âlem de, var olabilmek için böyle bir müessir kuvvete muhtaçtır. O kuvvet de bu âlemin dışında, vücudu zatından olan bir varlıktır. O da Allah'tır.

b) Hakîkatta bir mevcut vardır. Bu mevcut, ya varlığı zatındandır ya da varlığı ve yokluğu mümkün olandır. Varlığı zatından ise; bu özelliğe sahip olan yalnız Allah'tır. Bu mevcut, varlığı mümkün olan ise; mümkün olan varlığın mevcûdiyeti zatının icabı olmadığından, var olabilmesi için, varlığını yokluğuna tercih eden bir müreccihe-yaratıcıya ihtiyaç vardır. O yaratıcı-müreccih ise Allah'tır.

c) Âlemde görülen madde daima hareket hâlindedir. Maddenin hareket hâlinde olması ilmen ispat edilmiştir. Madde ve maddedeki hareketin mucidi kimdir? Maddeciler, madde ve ondaki hareketin ezelî olduğunu söylerler. Oysa maddedeki bu hareket, bir evvelki hareketin neticesidir. O da bir evvelkinin... Bu hareketler silsilesi sonsuzluğa doğru devam edip gidemez. Bu hareket silsilesinin bir noktada durması ve ilk hareketin, vücûdu vâcip olan bir illete, bir hareket ettiriciye dayanması zarûrîdir. O da herşeyin yaratıcısı olan Allah'tır.

3. İbdâ' ve İllet-i Gâiyye Delîli. içinde bulunduğumuz âleme dikkatle bakacak olursak, onun çok güzel ve çok mükemmel olarak ve daha önce bir benzeri olmadan vücuda getirildiğini görürüz. Gökyüzü, güneş, ay, hülâsa canlı-cansız her varlık bir amaç için yaratılmıştır. Âlemde varolan hiçbir eşya faydasız, maksatsız ve boş yere yaratılmamıştır. Bu âlem bir güzellik, gaye ve vesîleler toplumudur. Âlemde en değerli varlık olan insan, rastgele vücuda gelmiş, sebepsiz ve gayesiz bir varlık değildir. Her azasıyla güzel, mükemmel, faydalı ve maksatlıdır. İnsanın yaratılışı güzel ve mükemmel olduğu gibi, yaratılış gayesi de Allah'ı bilmek, tanımak ve O'na ibadet etmektir. İnsanın olduğu gibi, canlı-cansız her mevcudun da varlığının bir gayesi, hikmet ve faydası vardır. İşte âlemde görülen canlı ve cansız varlıklardaki ibdâ ve gayeler manzumesi; bütün bunları icat edip yaratan bir yaratıcının varlığını, aynı zamanda o varlığın ilim ve kudret sahibi bir ilâh olduğunu isbat eder. Her şeyi bir maksada göre yaratan bu varlık, Vâcibu'l-Vücud olan Yüce Allah'tır. Kur'an-ı Kerîm'de bu delîli dile getiren bir çok ayet vardır. (Bakara, 2/22, Nebe', 78/6-16, ...)

Netice olarak diyebiliriz ki; inat ve garazdan uzak her sâlim akıl sahibi, Allah'ın kendisine lûtfettiği aklı kullanarak esere bakıp müessiri, binaya bakıp bânîsini, yaratılmışlara bakıp yaratıcısını keşfedebilir. Bunun için Allah, Kur'an'ın bir çok yerinde, zatının varlığına delil olabilecek eserlere bakmalarını, onun üzerinde düşünmelerini, akletmelerini istemektedir. Aklı delillere ilâveten Allah'ın varlığını isbat eden naklî delillere de kısaca göz atalım.

B) Naklî Deliller:

Naklî delillerden kastımız, Allah'ın varlığını dile getiren ve üzerinde düşünmemizi isteyen Kur'an ayetleridir. Sayıca bir hayli kabarık olan bu ayetlerden sadece birkaç tanesini zikredeceğiz:

1. "Biz yeryüzünü bir beşik, dağlan da onun için birer kazık kılmadık mı? Sizi çift çift yarattık, uykunuzu dinlenme vakti kıldık, geceyi bir örtü yaptık, gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık, üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik, parlak ışık veren güneşi varettik, taneler, bitkiler ve ağaçları sarmaş-dolaş bahçeler yetiştirmek için yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur indirdik." (Nebe', 78/6-16).

2. "Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgârları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutlan döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır." (el-Bakara, 2/164).

3. "Allah'ın göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz? Aralarında Ay'a aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır. Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi. Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır. " (Nûh, 71/15-18).

4. "Şimdi gördünüz mü attığınız meniyi?"

"Siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz? Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve bizim önümüze geçilmiş değildir. (Size böyle ölümü takdir ettik) ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratalım. Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi? Ektiğinizi gördünüz mü? Siz mi onu bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, hayret ederdiniz. 'biz borçlandık, doğrusu biz yoksun bırakıldık! (derdiniz). İçtiğiniz suya baktınız mı? Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu tuzlu yapardık. , Şükretmeniz gerekmez mi? Çaktığınız ateşi gördünüz mü? Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık. Öyleyse Ulu Rabb'inin adını yücelt. " (el-Vâkıa, 56/58-74).

5. "Yer ve gökleri yaratan Allah Teâlâ'nın varlığında şüphe edilir mi?" (İbrahim, 14/10).

6 "Andolsun onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, mutlaka 'Allah' derler, 'Hamd Allah'a lâyıktır.' de. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. " (Lokman, 31/25).

7. "Sen yüzünü, Allah'ı birleyici olarak doğruca dîne çevir: Allah'ın yaratma kanununa (uygun olan dîne dön) ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. işte doğru dîn odur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Rûm, 30/30).

ALLHA'IN SIFATLARI:

İslâm'da iman esaslarının ilk ve en mühim şartı Allah'a imandır. Allah'a iman ise; yalnız Allah'ın mücerret zat-ı ilâhisine inanmakla olmayıp, aynı zamanda o yüce varlığın zatı hakkında vacip olan "Kemâl sıfatlarıyla", yüce zatına vasfedilmesi mümkün olmayan "noksan sıfatlara" ve zat-ı ilâhisi hakkında inanılması caiz olan sıfatlara toptan ve tafsilatlı olarak inanmakla olur. Zatî ve sübûtî sıfatlar olarak iki bölümde ele alınan bu sıfatlar sırasıyla şunlardır:

Zatî Sıfatlar

1. Vücut. Bu sıfat, Allah'ın var olduğunu ifade eder. Allah vardır ve en büyük varlık O'dur. O'nun varlığı, herşeyin varlığından daha belirgindir. Allah olmasaydı hiç bir şey var olmazdı. Kâinatın varlığı O'nun varlığına en büyük şahittir. Âlemde hiçbir şey kendi kendine var olmuş değildir. Hiçbir şey ne kendi kendine var olabilir, ne de yok olabilir. Halbuki çevremizde sayılamayacak kadar varlık vücuda gelmekte ve yok olmaktadır. En ufak çarpıklık olmaksızın, en ince hesaplarla var olan ve varlığını çarpıcı özellikleriyle devam ettiren bu âlemin tesadüflerle ortaya çıkması ve varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Bütün bunlar, bu âlemi var eden, yok eden, kuvvet ve hikmet sahibi bir yaratıcının varlığının şüphe götürmez delilleridir .

Allah'ın varlığı, başka bir varlık vasıtasıyla olmayıp; ilâhî vücudu, zatının gereğidir. Vücudu zatının icabı olduğu içindir ki; Allah'a "Vâcibu'l Vücud" denmiştir. Allah'ın zatının ve sıfatlarının hakikatini anlamak; sıfatlarının zatının aynı mı, yoksa ondan ayrı, ona zıt bir şey mi olduğu hususunu kavrayabilmek aklen mümkün değildir. Allah'ın ilâhî vücudu ister zatının aynı, ister gayrı olsun, her mükellefe vacip olan husus; Allah'ın var olduğuna inanmaktır. O'nun varlığına inanmamızı gerektiren akli ve naklî delilleri yukarıda izah ettik.

Vücudun zıddı olan yokluk, Allah için mümkün değildir. Yokluk, Allah için muhâl olan noksan sıfatların birincisidir. Allah'ın yokluğu ne geçmişte, ne de gelecekte mümkündür.

2. Kıdem. Allah Teâlâ, varlığı, zatının icabı olduğu için kadîmdir, ezelîdir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah'ın var olmadığı bir zaman düşünülemez. Eğer Allah kadîm-ezeli olmasaydı, hâdis- (sonradan var olmuş) olurdu. Sonradan var olan her şey, kendisini icat eden bir (muhdise)- yaratıcıya muhtaçtır. Aksi takdirde yok olan bir şeyin varlığını yokluğuna tercih eden bir yaratıcı olmadan meydana gelmesi gerekirdi ki; bu durum bütün düşünürlere göre batıldır. Allah kadîm olmasaydı, var olmak için kendinden başka bir yaratıcıya muhtaç olurdu. Halbuki Allah'ın vücudu, zatının icabıdır. Yani varlığı kendindendir. Bir şeyin bir anda hem var, hem de yok olması ise mümkün değildir. Öyleyse Allah hâdis değil, kadîmdir.

Kıdem sıfatının zıddı "Hudûs-sonradan var olma" sıfatıdır. Allah kadîm olduğu için O'nun hâdis olması aklen mümkün değildir.

3. Bekâ. Allah ebedîdir, varlığının sonu yoktur. O daima vardır. Varlığı kendinden olduğu için O, hem kadîm ve eze!î; hem de bakî ve ebedîdir. "O, evvel ve ahirdir." (el-Hadîd, 57/3), "Kâinattaki her şeytani -yok olucudur. Celâl ve İkram sahibi olan Rabb'im -zatı bakî'dir- ebedî'dir-. " (er-Rahman, 55/27) Bu ayet-i kerimeler, Allah'ın bakî olduğunun delilleridir. Allah'ın vücudunu harici bir kuvvet yok edemez. Çünkü kadîm olan Allah'ın dışındaki tüm kuvvetler hâdistir (sonradan yaratılmıştır.) Hâdis olan bir kuvvet ise, kadîm olan zatın vücudunu yok edemez. Zira vacibü'ı-vücud olan Allah, kudret sahibi olup; bütün eksik sıfatlardan uzaktır. Varlığını devam ettirememe acizliktir. Acizlik ise noksanlıktır. Allah noksanlıktan münezzehtir. O'nu yok edecek bir kuvvet tasavvur edilemez, öyleyse Allah bakîdir, varlığının sonu yoktur.

Bekâ'nın zıddı "fena (bir sonu olmak)"dır. Allah'ın fânî olması ise aklen muhaldir.

4. Muhalefetü'n li'l-Havâdis. (Sonradan vücut bulan varlıklara benzememe). Allah zat ve sıfatı ile sonradan yaratılmış olan hiçbir şeye benzemez. Bu sıfatın zıddı olan benzerlik, Allah hakkında akla aykırıdır, mümkün değildir. Sınırlı olan aklımızla Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim, hayâlimizde nasıl canlandırırsak canlandıralım, O, bizim düşündüklerimizden hayal ve tasavvurumuzdan geçirdiklerimizin hepsinden başka ve hiçbirine benzemeyen ilâhî bir varlıktır. Hayalimizden geçirdiğimiz bütün varlıklar, yok iken sonradan var olan, varlığı, bir başkasının varlığına muhtaç olan ve sonunda yok olmaya mahkûm, noksan varlıklardır. Allah ise her türlü noksanlıklardan uzak mükemmel ve mukaddes bir varlıktır. Böyle yüce bir varlık, önce yok iken var olan sonra yine yok olacak hiçbir varlığa benzemez. Allah kendi zatını "O 'nun benzeri yoktur. O, herşeyi işitici ve görücüdür. " (eş-Şûrâ, 42/11) ayetiyle vasıflandırmıştır. Peygamberimiz de (s.a.s.), "Allah aklına gelen her şeyden başkadır." buyurmuştur. Allah, sonradan olanlara benzeseydi, bu takdirde hâdis yani başkasına muhtaç bir varlık olurdu. Kadim ve bakî olan bir varlık ise hâdis olamaz. Başkasına benzemeye muhtaç olan bir varlık, benzediği varlığın ve diğer varlıkların yaratıcısı olamaz. Allah, tek yaratıcı olduğuna göre, yarattıklarına benzemez ve muhalefetü'n li'l-havâdis sıfatıyla muttasıfdır. Bu sıfat aynı zamanda, Allah'ın, diğer varlıklarda bulunan cisimlik, cevherlik, arazlık, parçalardan bir araya gelmek, yemek, içmek, oturmak, uyumak, kederli ve sevinçli olmak gibi sıfatlardan da uzak olduğunu ifade eder." (Fetih, 48/10; er-Rahman, 55/27; Tâhâ, 20/5). ayetlerinde geçen "Allah'ın eli", "Allah'ın yüzü", ''Allah'ın arşı istiva-istilâ etmesi" gibi maddî varlıklara ait sıfatların Allah hakkında kullanılmış olması, Allah'ın başka varlıklara benzediğinin delili değildir. Bu kelimelerin hepsi mecazî anlamındadır. Allah'ın eli: Allah'ın kudreti; Allah'ın yüzü: Allah'ın zatı manasında kullanılmıştır.

5. Kıyâm Binefsihi. Her şey, kendi dışında bir varlığın yaratmasına muhtaç olduğu halde, Allah, başka bir zata ve mekana muhtaç olmadan kendi kendine vardır. Bu sıfatın zıddı olan "mutlak ihtiyaç" Allah hakkında muhal olan noksan bir sıfattır. Âlemde bulunan her varlık, yar olmasında ve varlığının devamında bir yaratıcıya muhtaçtır. Hiç bir şey kendi kendine var olmamıştır, varlığı sonradan vücûda gelmiştir. Buna mukabil Allah'ın varlığı kendi zatı'nın gereğidir, var olmasında, kendinin dışında bir başka varlığa muhtaç değildir. Zatı düşünüldüğü zaman, vücudu da zatıyla beraber düşünülür. Ne zatı vücudundan, ne de vücudu zâtından ayrı tasavvur edilemez. Kâinatın var olması, kendinden evvel var olan, ezeli ve ebedî bir yaratıcı sayesindedir, O'da Allah'tır. Allah yaratıcıdır, diğer varlıklar ise yaratılandır. Yaratıcı, yaratılana muhtaç olamaz.

"Ey insanlar! Siz, Allah'a muhtaçsınız. Allah ise -her şeyden- müstağnîdir (muhtaç değil), öğünmeye lâyık olandır." (Fâtır, 35/15)

"Şüphe yok ki Allah, bütün âlemlerden müstağnîdir." (el-Ankebut, 29/8).

6. Vahdâniyet. Allah'ın her yönden bir olduğunu bildiren vahdaniyet, bir kemal sıfatı olduğu için, bu sıfatın zıddı olan "birden fazla olmak, bir ortağı bulunmak", Allah hakkında mümkün olmayan bir sıfattır. Allah birdir, ortağı ve benzeri yoktur. Bütün semayı dinlerdeki inanç esaslarının temelini "Allah'ın birliği" sıfatı oluşturur. Bu inanca "Tevhîd Akîdesi" denir. Tevhid akidesine dayanmayan hiç bir inanç, güzel is, Allah katında makbûl değildir. En son ve en mükemmel din olan İslâmiyet de bu inancı temel kabul etmiş ve bütün insanları öncelikle bu temel inanca çağırmıştır. Çünkü Allah, bütün âlemlerin, bütün varlıkların ve bütün insanların Rabb'ıdır. Her şeyi yaratan, rızkını vererek besleyen, büyüterek kemâle erdiren yalnız O'dur. O'nun ortağı, oğlu veya kızı yoktur. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun eşi ve benzeri olamamıştır. Bu inanç ile İslâmiyet insanları Allah'ın dışındaki varlıklara kul köle olmak zilletinden kurtarmış, onlara mutlak istiklâllerini iade etmiş. Allah'ın birliği fikrini zedeleyen her türlü kölelik zihniyetini yasaklamış, tabiat kuvvetlerine ibadeti, insanın insana köle ve esir olma despotluğunu ortadan kaldırmış, Allah'tan başkalarını rab edinmeyi en büyük günah ve şirk kabul etmiştir. Böylece İslâmiyet, dünyaya akıl, ruh ve ahlâk sahalarında olduğu kadar, fizikî sahada da tam bir özgürlük müjdelemiş; tevhîd akidesiyle bütün insanların tek bir mabûdu olduğunu, dolayısıyla beşeriyetin de bir ana ve babadan meydana geldiğini ifade ederek "beşer ırkında birlik" fikrini telkin etmiştir. Her müslüman Allah'ın bir olduğunu söylemeli ve bu inancını Allah'tan başkasına ibâdet etmemekle, ibadetine dolaylı olarak da olsa hiçbir şeyi veya kimseyi ortak koşmamakla ispat etmelidir. Bu noktada, sözü ile ibadetindeki birlik ruhu aynı olmalıdır. Allah'ın birliğine delil olan ayetlerden bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

a) "De ki: O Allah birdir. Allah Sameddir. (Her şey varlığını ve varlığının devamını O'na borçludur. Her şey O'na muhtaçtır. O, hiç bir , şeye muhtaç değildir. Her şeyin başvuracağı, yardım dileyeceği tek varlık O'dur). Kendisi doğurmamıştır ve (başkası tarafından)doğurulmamıştır. Hiçbirşey O'nun dengi olmamıştır." (İhlâs, 112/1-4) .

b) "De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır." (Kâfirûn, 109/1-6).

c) "Allah'tan başka bir yaratıcı var mıdır?" (Fâtır, 35/3).

d) "O'nunla birlikte hiçbir ilâh yoktur. (Eğer olsaydı) muhakkak ki her tanrı kendi yarattığını kabullenir (ve korur) ve mutlaka kimisi de diğerine galebe ederdi." (Mü'minun, 23/91)

e) "Eğer her ikisinde (yer ve gökte) Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, her ikisi de harap olurdu." (el-Enbiyâ, 21/22).

Allah, zatında, ilâhlığında, mabud ve yaratıcı oluşunda birdir. Ondan başka yaratıcı yoktur. Kâinatı bizzat yaratmaya, yaşatmaya, yok etmeye gücü yetmeyen bir zat Allah olamaz. Bunun içindir ki ikinci bir Allah'ın varlığına imkân yoktur. Çünkü iki Allah olduğu farzedilse, bu iki Allah'tan biri kâinatı yalnız başına yaratmaya muktedir ise, diğeri zâid-fazla olmuş olurdu. Bunun aksine, yalnız başına kâinatı yaratmaya muktedir değilse, bu durumda da aciz-güçsüz olurdu. Aciz ve zâit olan bir zat ise Allah olamaz. Bu nedenle Allah vardır ve birdir.

Sübûtî Sıfatlar

7. Hayat. " Allah hayat sahibidir. " (Âl-i İmrân, 3/2). Bu sıfat, Allah'ın zatına vacip olan sıfatlardandır. Fakat Allah hakkında vacip olan bu sıfat, mahlûkatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddi bir hayat olmayıp ezelî ve ebedîdir. Allah hakkındaki vücut sıfatının kamil olması, O'nun diri olmasıyla mümkündür. Hayatın zıddı ölümdür. Ezelî olan Allah hakkında ölümü düşünmek, akla aykırıdır. Bir varlık hem ezelî, hem de ölümlü olamaz. İlim, irade, kudret ve diğer kemâl sıfatlarını zatında bulunduran Allah'ın diri olması zaruridir. Çünkü ölünün âlim, her şeye güç yetiren, işitici, görücü olması düşünülemez. Ölüm, bir noksanlık sıfatıdır. Allah ise noksanlıklardan uzaktır. O hâlde Allah'ın hayat sahibi olduğu bir gerçektir. Bu sıfat, ancak Allah'ta ezelî ve ebedîdir.

"Ölmek şanından olmayan, daima hayat sahibi (olan Allah)'a dayanan. " (el-Furkan, 25/58).ayeti ve benzeri ayetler Allah'ın, hayat sahibi olduğunu ifade eder.

ALLAH (C.C.) İsim, ifade ettiği ilâhî manasıyla yalnız Allah'a aittir ve hiçbir kelime bu ismin manasını ve muhtevasını ifade gücüne sahip değildir. Bu isim başkası için de kullanılamaz (Meryem Süresi, 19/65).

Letâif Ne Demek? Letâiflerin Anlamı Nedir?

Giriş Tarihi: 9.1.2016  20:15 Son Güncelleme: 9.1.2016  20:33

Tasavvufî terbiyede en önemli vasıtalardan birinin “zikrullah” olduğunu daha önce ifade etmiştik. Allah dostları, zikrin kalpte dâimî bir idrak hâlinde yaşanabilmesi ve insanın âdeta zikrin içinde kaybolup asıl mezkûr olan Cenâb-ı Hak’ta fânî olması için, tarih boyunca muhtelif usûl ve metotlar belirlemişlerdir. İşte bu metodlardan biri de insan vücudunun muhtelif bölgelerinde bazı letâifler (rûhânî merkezler) belirlemek sûretiyle zikr-i küllîye erişme yoludur.

Letâif Ne Demek? Letâiflerin Anlamı Nedir?

Tasavvufî terbiyede en önemli vasıtalardan birinin “zikrullah” olduğunu daha önce ifade etmiştik. Allah dostları, zikrin kalpte dâimî bir idrak hâlinde yaşanabilmesi ve insanın âdeta zikrin içinde kaybolup asıl mezkûr olan Cenâb-ı Hak’ta fânî olması için, tarih boyunca muhtelif usûl ve metotlar belirlemişlerdir. İşte bu metodlardan biri de insan vücudunun muhtelif bölgelerinde bazı letâifler (rûhânî merkezler) belirlemek sûretiyle zikr-i küllîye erişme yoludur.

Tekamülde, Kemal Yolculuğunda Zikirin Önemi (Kar©glanin 11 Şubat 2018 Vaazi)

VÜCUDUMUZDAKİ MÂNEVİ MERKEZLER

Maddî vücûdumuzun hayâtiyetini devam ettirmesi için kalp, beyin, karaciğer, akciğer gibi birtakım cihazların sıhhatli çalışması ne kadar lüzumlu ise, mânevî dünyamızın uyanması ve hassasiyet kazanması bakımından da birtakım mânevî merkezlerin varlığı ve sıhhatli çalışması da son derece lüzumludur. İşte ehlullah hazarâtı, keşif ya da tecrübe yoluyla, vücutta bazı letâifler/rûhânî merkezler belirlemişlerdir. Bazı farklı değerlendirmeler var ise de genel kabul gören anlayışa göre bu letâifleri kısaca şöyle sıralayabiliriz:

Kalp: Sol göğsün iki parmak altında çam kozalağı şeklinde bulunan et parçasını mahal edinen, yani maddî kalbin derûnunda hissiyatımızın merkezini teşkil eden mânevî latîfedir.

Ruh: Sağ göğsün iki parmak altında bulunan mânevî latîfedir.

Sır: Sol göğsün iki parmak üstünde bulunan mânevî latîfedir.

Hafî: Sağ göğsün iki parmak üstünde bulunan mânevî latîfedir.

Ahfâ: Göğsün tam orta kısmında ve diğer dört letâifin ortasında yer alan mânevî latîfedir.

Nefs-i nâtıka: Alnın tam ortasında iki kaşın arasından yukarıya doğru dik bir çizgi hâlinde bulunan bir latîfedir.

Zikr-i sultânî/Zikr-i kül: Zikrin, vücûdun bütün zerrelerine kadar yayılmasıdır. Diğer bir ifadeyle yukarıda zikredilen latîfelerin zikre alışması gibi, vücûdun bütün zerrelerinin birer latîfe hâline gelerek Allâh’ı zikretmesi hâlidir.

EMİR ÂLEMİNDEN BİR SIR

Gönül terbiyecileri olan Hak dostları, bu letâiflerin asıllarının “halk âlemi”nden değil, mânevî kalp gibi “emir âlemi”nden bir sır olduğunu beyan etmişlerdir. Ehl-i mükâşefe için ayân olan bu hâlin, söz kalıpları içinde ifadesi zordur.

CEHRÎ ZİKİR, HÂFÎ ZİKİR

Nefs tezkiyesi ve kalp tasfiyesi için zikrin lüzumuna yakînen inanan mürşidler, zikrin hem cehrî (açıktan dille yapılanı) hem de hafî (gizli sessiz ve sözsüz yapılanı) olmak üzere iki şekilde icrâ edilebileceğini ifâde etmişlerdir.

HÂFÎ ZİKRE DELİL OLAN ÂYET-İ KERİME

Letâiflerde yapılan zikir, cehrî bir zikir olmayıp, hafî zikirdir. Âyet-i kerîmede zikrin bu çeşidine şöyle işâret edilir:

“Kendi öz benliğinde yalvararak, ürpererek ve sesi de yükseltmeden Rabbini sabah akşam zikret. Ve sakın gâfillerden olma!” (el-A’râf, 205)

LETÂİFLER NASIL ÇALIŞIR?

Letâifler, ancak çok zikretmekle uyandırılabilir. Son dönemin büyük âriflerinden Mahmud Sâmi -kuddise sirruh- bu konuda şöyle buyurur:

“Zikr-i dâimî, kalbi yumuşatacak ve tasfiye edecek birinci şarttır. Çünkü Cenâb-ı Hak; “Ey mü’minler! Allâh’ı çok çok zikredin.” (el-Ahzâb, 41) buyurmuştur. Zira az yapılan zikir, kalbin yumuşamasına kâfî gelmez, kalp ancak çok zikirle yumuşar. Hiçbir şey buna mânî olmamalıdır. İnsanın mükerrem oluşu, zikr-i dâimî ile tecellî eder, beden bununla nurlanır, temizlenir.”[1]

Nefy-i İsbat Zikri | ⠀ İslam Dergisi

ZİKRULLAH'IN MÂNEVİ TERBİYEDEKİ ÖNEMİ

Sâhibü’l-vefâ Mûsâ Topbaş -kuddise sirruh- da, zikrullâhın mânevî terbiyedeki ehemmiyeti hususunda şu tespitlerde bulunur:

“Zikir, mühim bir aşk ve îmân ölçüsüdür. Seven sevdiğini çok zikreder, ara vermeden gece gündüz, her saatte, her anda zikreder, anmadan yapamaz. Zikrullâha vâsıl olan her şeye kavuşmuştur. Zikrullâhtan mahrum olan da her şeyi kaybetmiştir. Zikrullâh kalbin nuru, rûhun huzuru, gönlün cilâsı, aklın ölçüsüdür. Zikre devam edenin kalbi mâmur, fiil ve ahlâkı güzel, rûhu sevinçli olur.

Bir kalbe aşk-ı ilâhî girerse, o gönülde Allah zikrinden başka hiçbir şey kalmaz, hepsi yok olur. Evvelce geçirilen büyük mecâzî aşklar bile.

Kalbi zikirle meşgul etmeli, zikirle uyandırmaya, çalıştırmaya gayret etmelidir. İyi çalışıldığı takdirde zikir bütün letâiflere dağılır, nefse, sonra cesede.”[2]

Letâif Ne Demek? Letâiflerin Anlamı Nedir? KIYAMETTE YÜZÜMÜZÜN AK OLMASI İÇİN

İnsan, bedeni itibâriyle türâbîdir, yani toprağa mensuptur ve neticede toprak olacaktır. Ruh itibâriyle ise Rabbânîdir ve ruh ölümsüzdür. Yeniden dirilişin gerçekleşeceği kıyâmet gününde, bu rûha yeni bir beden giydirilecektir. Bu bedenin keyfiyeti, dünyada iken rûhun kazandığı mânevî seviyeye göre nûrânî ya da zulmânî bir şekilde tezâhür edecektir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ﴿106﴾ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ى رَحْمَةِ اللّٰهِ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿107﴾

“O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara; «Îmânınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azâbı tadın.» (denecektir). Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allâh’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Âl-i İmrân, 106-107)

Letâiflerin ve hattâ bütün mânevî dünyamızın şu âlemde nurlanması, kıyamette yüz aklığının en müessir vesîlesi olacaktır. Bu itibarla ölmeden önce nûrâniyete bürünme adına tam bir mücâhedeye sarılmak zarûrîdir.

Dipnotlar: [1] Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, Bayram Sohbetleri, Erkam Yayınları, İstanbul 2005, sh. 44-45. [2] Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-I, Erkam Yayınları, İstanbul 2004, sh. 66

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı
Giriş Tarihi: 04.04.2021  10:00Güncelleme Tarihi: 04.04.2021 10:00
Mısır'da 22 firavunun mumyaları Kahire caddelerinden kortej eşliğinde yeni müzeye sevk edildi. Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı 'Firavunların Altın Geçidi' adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı. İşte dünyanın izlediği o törenden çarpıcı kareler...

BU ALBÜMÜ PAYLAŞ

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı

Mısır'da 22 firavunun mumyaları Kahire caddelerinden kortej eşliğinde yeni müzeye taşındı.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 1

Mısır'da 22 firavunun mumyaları akşam saatlerinde başkent Kahire caddelerinden kortejle geçirilerek Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi’ne taşındı.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 2

Görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok Mısırlı’nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 3

Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı ‘Firavunların Altın Geçidi’ adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.

 

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 4

Yüzyıllardır bulundukları yerden alınan Mumyalar, ülkenin başkenti Kahire'deki Mısır Müzesi'nden şehrin güneyindeki ‘Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmeye başlanacağı ifade edildi.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 5

NAKİL İŞLEMİ 40 DAKİKA SÜRDÜ

Öte yandan, mumyası taşınan tarihi kral ve kraliçeler arasında Ramses II, Ramses IX, Seqenenre Taa II ve Hatshepsu yer aldı.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 6

Mumyalar, sarsıntı emicilerin bulunduğu altın renkli koruyucularla taşınırken, nakil işlemi yaklaşık 40 dakika sürdü. Müzenin yarından itibaren halka ziyarete açılacağı ifade edildi.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 7

“HAYRANLIK UYANDIRAN BİR TÖREN”

Geçit töreni sırasında törenin önemine değinen Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, "Bu tören hayranlık uyandıran bir tören. Tarihin derinliklerine kadar uzanan bu eşsiz medeniyetin üzerinde değerlerine sahip çıkan Mısır halkının büyüklüğünün kanıtı olacaktır. Tüm Mısırlıları bu tarihi güne tanık olmaya ve bu eşsiz anın ruhundan ilham almaya davet ediyorum.” İfadelerine yer verdi.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 8

Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı ‘Firavunların Altın Geçidi’ adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.
40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı
Mısır'da 22 firavunun mumyaları Kahire caddelerinden kortej eşliğinde yeni müzeye taşındı. Görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok Mısırlı'nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.
40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır'da 22 firavunun mumyaları akşam saatlerinde başkent Kahire caddelerinden kortejle geçirilerek Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'ne taşındı. Görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok Mısırlı'nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı 'Firavunların Altın Geçidi' adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Yüzyıllardır bulundukları yerden alınan Mumyalar, ülkenin başkenti Kahire'deki Mısır Müzesi'nden şehrin güneyindeki 'Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmeye başlanacağı ifade edildi.
NAKİL İŞLEMİ 40 DAKİKA SÜRDÜ

NAKİL İŞLEMİ 40 DAKİKA SÜRDÜ

Öte yandan, mumyası taşınan tarihi kral ve kraliçeler arasında Ramses II, Ramses IX, Seqenenre Taa II ve Hatshepsu yer aldı. Mumyalar, sarsıntı emicilerin bulunduğu altın renkli koruyucularla taşınırken, nakil işlemi yaklaşık 40 dakika sürdü. Müzenin yarından itibaren halka ziyarete açılacağı ifade edildi.
'HAYRANLIK UYANDIRAN BİR TÖREN'

'HAYRANLIK UYANDIRAN BİR TÖREN'

Geçit töreni sırasında törenin önemine değinen Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, "Bu tören hayranlık uyandıran bir tören."

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

"Tarihin derinliklerine kadar uzanan bu eşsiz medeniyetin üzerinde değerlerine sahip çıkan Mısır halkının büyüklüğünün kanıtı olacaktır. Tüm Mısırlıları bu tarihi güne tanık olmaya ve bu eşsiz anın ruhundan ilham almaya davet ediyorum." İfadelerine yer verdi.


40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Müzenin yarından itibaren halka ziyarete açılacağı ifade edildi.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Geçit töreni sırasında törenin önemine değinen Sisi, "Bu tören hayranlık uyandıran bir tören. Tarihin derinliklerine kadar uzanan bu eşsiz medeniyetin üzerinde değerlerine sahip çıkan Mısır halkının büyüklüğünün kanıtı olacaktır. Tüm Mısırlıları bu tarihi güne tanık olmaya ve bu eşsiz anın ruhundan ilham almaya davet ediyorum." İfadelerine yer verdi.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

1881 yılına kadar kimsenin bulamadığı bu mumyaları çiftçi el-Rassul'un keçisi otlarken buldu.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır'ın başkenti Kahire yakınlarındaki Gize kentinde yer alan Mısır Piramitleri günümüzde dahi gizemini koruyor.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Bölgede birçoğu dönemin firavunları için lahit görevi gördüğü bilinen 118 ila 139 kadar piramit yer aldığı tahmin ediliyor.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı ‘Firavunların Altın Geçidi’ adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.

40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındıYüzyıllardır bulundukları yerden alınan Mumyalar, ülkenin başkenti Kahire'deki Mısır Müzesi'nden şehrin güneyindeki ‘Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmeye başlanacağı ifade edildi.
40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındıYapılan deneyler ve gerekli kum su birleşenlerinin test edildiği araştırmada çöl kumunun gerekli su miktarı katılarak yoğun baskı uygulanması sonucu bekletilmesi ile normal kuma göre 2 kat daha sert bir birleşene sahip olunduğu belirtildi.
40 dakika sürdü, 400 televizyon canlı yayınladı! 18 kral ve 4 kraliçe böyle taşındı

Yapılan araştırmalara göre gizemli piramitlerin inşasında kum yığınlarının gerekli miktarda su miktarı ile birlikte kat kat yukarı doğru bekletilip gerekli sertliğe ulaşan kayaların kat kat yukarı doğru inşa edilerek piramitlerin yapıldığı hakkında yeni bir teori ortaya atıldığı belirtildi.

  • Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır'da 22 firavunun mumyaları akşam saatlerinde başkent Kahire caddelerinden kortejle geçirilerek Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'ne taşındı.

GALERİ DEVAM EDİYOR

  

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok Mısırlı'nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı 'Firavunların Altın Geçidi' adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yüzyıllardır bulundukları yerden alınan Mumyalar, ülkenin başkenti Kahire'deki Mısır Müzesi'nden şehrin güneyindeki 'Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmeye başlanacağı ifade edildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

NAKİL İŞLEMİ 40 DAKİKA SÜRDÜ

Öte yandan, mumyası taşınan tarihi kral ve kraliçeler arasında Ramses II, Ramses IX, Seqenenre Taa II ve Hatshepsu yer aldı. Mumyalar, sarsıntı emicilerin bulunduğu altın renkli koruyucularla taşınırken, 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Müzenin yarından itibaren halka ziyarete açılacağı ifade edildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

"HAYRANLIK UYANDIRAN BİR TÖREN"

Geçit töreni sırasında törenin önemine değinen Sisi, "Bu tören hayranlık uyandıran bir tören. Tarihin derinliklerine kadar uzanan bu eşsiz medeniyetin üzerinde değerlerine sahip çıkan Mısır halkının büyüklüğünün kanıtı olacaktır. Tüm Mısırlıları bu tarihi güne tanık olmaya ve bu eşsiz anın ruhundan ilham almaya davet ediyorum." İfadelerine yer verdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

ANTİK MISIR'A AİT 3 BİN YILLIK GİZEMİN KAPISI ARALANDI

TT320 olarak adlandırılan Antik Mısır lahiti Teb Nekropolü'nde Deir el-Bahari bitişiğinde yer alıyor.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bu lahit önceleri Pinedjem II, eşi Neskhons ve yakın aile bireylerinin ebedi istirahatgah yeri olarak biliniyordu.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Fakat Pinedjem II, Mısır Krallığı'nın gerileme dönemine denk gelen ve lahit hırsızlarının kol gezdiği MÖ. 969 yılında yaşamını yitirmişti.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

9. Ramses döneminde Başpapaz, 3 bin yıl boyunca sır olarak kalacak son derece gizli bir yöntem keşfetti.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

İngiltere merkezli televizyon kanalı Channel 5'te yayınlanan ve sunuculuğunu Bettany Hughes'ın üstlendiği "Egypt's Greatest Treasures" programında geçtiğimiz bu ilginç konu işlendi.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Hughes, Mısır Kralının cansız bedeninin oldukça şaşırtıcı bir noktada keşfedildiğini söyledi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Hikayenin Luksor kentinde başladığını belirten Hughes 1881 yılında dönemin yetkililerinin Mısır Firavunlarına ait değerli bazı eşyaların Abd el-Rassul adlı bir çiftçi tarafından satıldığını tespit ettiğini ifade etti.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

El-Rassul'un sorgu için gözaltına alındığını anlatan Hughes, çiftçinin sattığı hazinelerin kaynağını itiraf ettiğini aktardı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yetkililerle iş birliği yapmak için anlaşan el-Rassul, bu kişileri TT320'nin de bulunduğu bölgeye getirdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Nil Vadisi yakınlarındaki bu bölgede araştırma yapmaya başlayan arkeologlar burada yerin 13 metre altında Antik Mısır dönemine ait sayısız eser bulunduğunu keşfetti.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Arkeologlar yerin 13 metre altında Firavunlara ve Kraliçelere ait 40'tan fazla mumya buldu.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yaklaşık 3 bin yıl kadar önce Pinedjem adlı bir papaz, Krallar Vadisi'ndeki değerli hazinelerin yanı sıra mumyaları da hedef alan hırsızlara karşı havarilerinin de desteğiyle son derece riskli bir plan yaptı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Pinedjem ve havarileri, hırsızlık süsü vererek lahitlerden çıkardıkları mumyaları dağlık bir bölgeye dikkat çekmeyecek şekilde taşıdı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

1881 yılına kadar kimsenin bulamadığı bu mumyaları çiftçi el-Rassul'un keçisi otlarken buldu.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır'ın başkenti Kahire yakınlarındaki Gize kentinde yer alan Mısır Piramitleri günümüzde dahi gizemini koruyor.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bölgede birçoğu dönemin firavunları için lahit görevi gördüğü bilinen 118 ila 139 kadar piramit yer aldığı tahmin ediliyor.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

3 büyük piramidin yer aldığı Gize'deki en büyük ve en eski piramit olan Keops Piramidi, Dünyanın Yedi Harikası'ndan günümüze kadar ulaşan tek eser olarak biliniyor.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yaklaşık 20 yılda yapıldığı tahmin edilen Keops Piramidi'nin, içerisinde lahiti de yer alan Mısır Firavunu Keops adına yapıldığı düşünülüyor.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Amsterdam Üniversitesi araştırmacılarının gizemli Mısır Piramitleri'nde yaptıkları araştırmada ıslak kum bulunduğu ve bu bileşenin piramit yapımına karşı önemli bir ipucu olduğu belirtildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Araştırmacıların yaptıkları açıklamalara göre gerekli kum ve su miktarının bileşenlerinde gerekli sertleşmeyi oluşturacağı iddia edildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yapılan deneyler ve gerekli kum su birleşenlerinin test edildiği araştırmada çöl kumunun gerekli su miktarı katılarak yoğun baskı uygulanması sonucu bekletilmesi ile normal kuma göre 2 kat daha sert bir birleşene sahip olunduğu belirtildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Yapılan araştırmalara göre gizemli piramitlerin inşasında kum yığınlarının gerekli miktarda su miktarı ile birlikte kat kat yukarı doğru bekletilip gerekli sertliğe ulaşan kayaların kat kat yukarı doğru inşa edilerek piramitlerin yapıldığı hakkında yeni bir teori ortaya atıldığı belirtildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Deneyler kumun rutubetinin doğru miktarda gerekli çekme kuvveti uygulanarak yapıldığı test etme üzerine olmuştur.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Teorilerini test etmek için, fizikçiler kum bir tepsiye Mısır kızağın bir laboratuvar versiyonunu yerleştirdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bu kum su miktarının bir fonksiyonu olarak, gerekli çekme kuvvetini ve kum sertliğini belirleyici bir kuvvete sahip olduğu belirtildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Çok daha güçlü bir kum kayası elde etmek için belirli bir hacmi olan kum kayaların bir areometre ile ölçülerek uygulanan sertliğinin ölçüldüğünde istenilen sertliğe ulaştığı belirtildi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır Piramitleri, Mısır'da yer alan eski piramit şekillerde yapılardır. Mısır'da 100'den fazla piramit vardır.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Piramitlerin çoğu Eski Krallık Dönemi'nden Orta Krallık Dönemi'ne kadar firavunların mezarı için inşa edilmiştir. Bilinen en eski piramit 3.Hanedan döneminde inşa edilen Basamaklı Piramit'tir.

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bu piramit ve etrafını çevreleyen bloklar; mimar İmhotep tarafından tasarlanmıştır. Ayrıca bu yapılar dünyanın en eski şekilli taşlardan inşa edilmiş yapısıdır.Yapımda çalışan işçiler piramitlerin sırrını bildikleri için yapım bittikten sonra öldürülmüşlerdir.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

En çok bilinen piramitler Gize'de bulunmuştur. Birkaç Gize Piramidi inşa edilmiş en büyük yapılardandır. Gize Piramitleri'nin en büyüğü olan Keops Piramidi şu ana kadar zarar görmeden ayakta duran, Dünya'nın Yedi Harikası'ndan biri olarak görülmektedir.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Orta ve Güney Amerika'da Mayalar, Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır, ama gerçek piramitler Mısır'dadır.Yunanca pyramis sözcüğünden türemiş olan piramitlerde genellikle taş ya da tuğla kullanılmıştır.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Dörtgen bir taban üzerinde yükselen piramitlerin üçgen biçimli dört kenar yüzeyi tepede bir noktada birleşir. Mezar odası çoğunlukla piramidin üzerine oturduğu kayanın içine oyulmuştur.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Eski Krallık'ta 2. hanedan döneminin sonuna kadar (yaklaşık İ.Ö.1650) krallar ve soylular mastaba denen mezarlara gömülürlerdi. Mastabalar, dikdörtgen biçimli, yan duvarları içeriye doğru eğimli ve üst yüzeyi düz olan; daha çok üstü kesik bir piramide benzeyen anıtmezarlardı. 3. hanedan döneminde (İ.Ö.2650-2575) kral mezarlarında taş kullanılmaya başlandı.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

İlk piramit, bu dönemde, Kahire'nin yakınındaki Sakkara'da ünlü mimar İmotep tarafından yapıldı. Kral Zoser için tasarlanan ve üst üste konmuş altı mastabadan oluşan bu anıtmezara Basamaklı Piramit denmiştir.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Kutsal sayılan ölmüş krala armağanların sunulduğu bir tapınağı da içeren Basamaklı Piramit ve ek yapıları geniş bir duvarla çevrelenmiştir. 60 metre yüksekliğinde olan ve kireç taşından yapılan bu piramit Eski Mısır'ın en güzel anıtlarından biridir. Yapının altından toprağın içine uzanan 11 geçitte kral ve bazı soyluların pembe granit ve albatrdan (kaymak taşı) yapılma lahitleri bulunur.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bölgede daha birçok piramidin yapıldığı sanılmaktadır. 1953'te Sakkara'da 3.hanedan döneminden kalma tamamlanmamış bir başka basamaklı piramidin kalıntılarına rastlanmıştır.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

En tanınmış piramitler, Kahire'nin güneyinde Gize'de bulunan üç piramittir. Bu piramitler 4. hanedan döneminden (İ.Ö.2575-2468) kalmıştır. En büyüğünü Yunanca adıyla Firavun Keops yaptırmıştır. Keops Mısırlılar'ca Khufu olarak adlandırılır. Keops Piramidi'nin taban kenarları yaklaşık 230 metre ve yüksekliği 146 metredir.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Ama dış kaplaması aşındığı için bugün yüksekliği 9 metre daha düşüktür.Kayalık bir zemine oturan piramidin dış bölümü kireç taşı ve granitten yapılmıştır. Tüm yapıda her biri ortalama 2,75 ton ağırlığında toplam 2,3 milyon taş blok kullanılmıştır.

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Piramidin yapımında kullanılan kayalar Nil ırmağının karşı kıyısından getirilmiş, kireç taşı Kahire yakınlarından,granit ise Assuan'dan taşınmıştı. Kabaca yontulan granit bloklar, silindirler üzerinde çekilerek ırmağa getirilir ve buradan mavnalarla piramide en yakın yük iskelesine taşınırdı. Bloklar, iskele ile piramit arasında döşenmiş granit geçitten, tahta silindirler üzerinde çekilerek yerine ulaştırılırdı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Taş blokları çıkaran ve taşıyan kişiler kendi adlarını kırmızı bir boya ile taşın üzerine yazarlardı. Bu yazılar bugün de okunabilmektedir.Taşlar çok düzgün bir biçimde bakır aletlerle işlenirdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Keops'un ardından Kefren ve Mikerinos tarafından yaptırılan öbür ünlü iki piramit, ilkine göre daha küçüktür.Her üç piramit de yağmalanmış oldukları için içlerindeki eşyaların çoğu kaybolmuştur.5. ve 6. hanedan kralları da (İ.Ö.2465-2150) Gize ve Abu Şir'de birçok piramit yaptırmışlardı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

11. ve 12. hanedan krallarının (İ.Ö.2130-1756) piramitleri daha çok Dahşur, Havara ve el-Lahun'da bulunmuştur.Bu dönemden sonra, soylulara mezar olarak kullanılan piramitlerin yapımına son verildi.Mısırlılar krallarını, 18. hanedan döneminde (İ.Ö.1540-1292) başkent olan Teb yakınlarındaki Krallar Vadisi'nde kayalara oyulmuş mezar odalarına gömmeye başladılar.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bir zamanlar Nil ırmağının batı kıyısı boyunca birçok piramit yer alırdı. Bunların Eski ve Orta Krallık döneminde yapılmış olmaları ile Mısırlılar'ın Güneş tanrısı Ra'ya tapınmaya ve ölülerini mumyalamaya başlamaları arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır. Eski Mısırlılar, ölen bir kişinin bedenini koruyarak, ona yiyecek ve içecek sunarak ölümden sonra yaşamasını sağlayabileceklerine inanırlardı.

 

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bu nedenle ölülerini, öbür dünyada gereksinecekleri eşyalarla birlikte gömerler, mezar duvarlarına çizdikleri resimler ve yazdıkları yazılarla ölülere karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunma yollarını gösterirlerdi.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Mısır Piramitleri'nin ardında yatan büyük gizem ortaya çıktı. Dünyaca ünlü Mısır Piramitleri günümüzde halen gizemini korumaktadır. İşte herkesi şaşırtacak ilginç bilgiler.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Rüzgar enerjisi ile çalışan bu aspiratörler, oluşan kokuları dışarı atmaya yarıyorlar.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Ortamda bulunan kötü havayı filtreleyerek dışarı atma prensibine dayanarak çalışır.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Eski fotoğraflarda insanların ellerini hep bir yere koyduğunu ya da bir şeyler tuttuğunu görmüşsünüzdür. Peki ama bunu neden yapıyorlar?

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

O dönemlerde fotoğrafçılık şimdi olandan çok daha zordu. İnsanlar kamera karşısına geçtiklerinde heyecanlanıyor ve ellerini nereye koyacaklarını bilemiyorlardı.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Sürekli hareket eden insanlar yüzünden fotoğraflar da oldukça kalitesiz görünüyordu. Fotoğrafçılar çözümü onların ellerini bir yerlere sabitleyerek buldular.Kimi zaman el ele tutuştular, kimi zaman tokalaştılar kimi zaman da ellerinde bir nesne tutarak fotoğraf çektirdiler.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Vietban'da kırlabgıç yuvaları insanları adeta zengin yapıyor.Bu kuşların tükürükleri ile hazırladıkları bu yuvaların insan sağlığı için önemli bir etkisi olduğuna inanıyorlar.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hatta bazı kanser türlerini de tedavi ettiği düşünülüyor.

 

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Kleopatra, Mısır Piramitlerinin inşasına göre ilk akıllı telefona daha yakın zamanda yaşadı.Piramitlerin inşası (MÖ 2580-2560) ile Kleopatra'nın doğumu (M.Ö. 69) arasında yaklaşık 2.500 yıl vardır. Buna karşılık, Kleopatra'nın ölümü (M.Ö. 30) ile ilk iPhone (2007) arasında sadece 2.037 yıl vardır.

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Ayrıca, bu piramitler aslında çölde yalnız değiller

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

Rusya ve Pluto'nun yüzey alan hacimlerinin karşılaştırılması

Dünyanın gözü bu törendeydi! 18 kral 4 kraliçe böyle taşındı

1930 yılında keşfedilen Plüton halen Güneş'in etrafında tam tur atamamıştır


Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı
Mısır'da 22 firavunun mumyaları Kahire caddelerinden kortej eşliğinde yeni müzeye taşındı
.
Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 9Dünya basınında yaklaşık 400 televizyonun canlı olarak yayınladığı ‘Firavunların Altın Geçidi’ adı verilen törende 18 kral ve 4 kraliçe eski Mısır geleneklerine göre dizayn edilmiş, ayrı araçlarda 5 kilometre boyunca taşındı.

Yüzyıllardır bulundukları yerden alınan Mumyalar, ülkenin başkenti Kahire'deki Mısır Müzesi'nden şehrin güneyindeki ‘Ulusal Mısır Medeniyeti Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmeye başlanacağı ifade edildi.

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 10

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 11

Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçenin mumyası kortej eşliğinde müzeye taşındı - 12

NAKİL İŞLEMİ 40 DAKİKA SÜRDÜ

Öte yandan, mumyası taşınan tarihi kral ve kraliçeler arasında Ramses II, Ramses IX, Seqenenre Taa II ve Hatshepsu yer aldı. Mumyalar, sarsıntı emicilerin bulunduğu altın renkli koruyucularla taşınırken, nakil işlemi yaklaşık 40 dakika sürdü. Müzenin yarından itibaren halka ziyarete açılacağı ifade edildi.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Manisa’da öldürülen 4 arkadaş toprağa verildi....
Manisa’da öldürülen 4 arkadaş toprağa verildi....
Küfürbaz savcı Özcan Muhammed Gündüz'e Fatma Betül Sayan Kaya, Ali İhsan Yavuz, Ahmet Hamdi Çamlı ve Melih Gökçek'ten sert tepki
Küfürbaz savcı Özcan Muhammed Gündüz'e Fatma Betül Sayan Kaya, Ali İhsan Yavuz, Ahmet Hamdi Çamlı ve Melih Gökçek'ten sert tepki