Astekbet
Süperbetin
Betorder

escort ankara

istanbul escort

hediye patlayan kutu

Advert
bodrum escort

Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı?

Son dakika haberi: Koronavirüste kritik dönemeç, bu bizim son şansımız... Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, yeni salgın önlemlerini doğru bulduğunu söyledi. Vatandaşları uyaran Osman Hoca, “Eğer bunlara da uymazsak çokdaha acı reçetelere katlanmak zorunda kalacağız. Benden söylemesi” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı son açıklamalar ve alınan kararlar son derece önemli. Durumun vahametine ve tehlikenin büyüklüğüne 3 haftadan bu yana ısrarla dikkati çekiyoruz. Daha 3 gün önce pazartesi günkü yazımızda da “Durum vahim” demiş ve tehlikenin büyüklüğüne dikkati çekmiştik.

Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı?
Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı? Admin
Bu içerik 181 kez okundu.
Advert

Yılbaşında sokağa çıkma kısıtlaması olacak mı?

Giriş Tarihi: 2.12.2020  08:56 Son Güncelleme: 2.12.2020  09:33

 salgınına karşı alınan tedbirler her geçen gün daha da artırılıyor. Salgının yayılma hızının kesilmesi için hafta içi belirli saatlerde ve hafta sonu tamamen sokağa çıkma kısıtlamasına gidilirken, Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Prof. Dr.  yılbaşında 4 günlük bir sokak kısıtlamasının gündeme gelebileceğini söyledi.

DHA

Tarih belli oldu! 4 günlük sokağa çıkma kısıtlaması yolda

Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, koronavriüs salgınına karşı yılbaşında hareketliliği azaltmak için perşembe gününe denk gelen 31 Aralık'tan itibaren hafta sonu ile birlikte 4 günlük sokağa çıkma kısıtlaması söz konusu olabileceğini söyledi.


Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, yılbaşı ile ilgili Bilim Kurulu'nun gündeme getirebileceği önlemlere ilişkin DHA'ya açıklama yaptı.

Prof. Dr. İlhan, 31 Aralık perşembe gününe denk gelen yılbaşı için sokağa çıkma kısıtlamasının alınabileceğini belirterek, "Belki 31 Aralık'tan başlayıp 4 günlük bir kısıtlama söz konusu olabilir. Böylece yılbaşı vesilesi ile toplumda insanların hareketliliği de azalmış olur, dışarıda bir araya gelme engellenmiş olur, ev içinde bir araya gelme engellenmiş olur. Biliyorsunuz Ramazan Bayramı'nda da aynı kısıtlamayı yapmıştık. Şimdi 4 gün daha bir kısıtlama ile enfeksiyonun önü alınmaya çalışılabilir" dedi.


'EN BÜYÜK ÖNLEM ÖZ SORUMLULUK'
Kısıtlama olsa dahi evlerde verilebilecek olası partilere de değinen Prof. Dr. İlhan, "Buradaki en büyük önlem öz sorumluluk. Şöyle bir şey oluyor; toplum cumartesi akşamdan bir araya geliyor, pazar günü de beraber oluyorlar, beraber dışarıda da sosyalleşiyorlar, pazar akşamı herkes evine gidiyor. Böyle olunca cumartesinin ardı sıra gelen 6-7-8'inci günlerde maalesef hasta sayısının arttığını gözlemliyoruz.

Filyasyona bakıldığında evde bir araya gelmeden kaynaklanan hastaların olduğunu gözlemliyoruz. Toplum burada öz sorumluluk içinde olarak, olabildiğince çekirdek aile ile yaşamayı düşünmeli. Aşı da gelecek. Aşı ile birlikte mücadelenin daha da kuvvetleneceğini hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı için de geçerli" diye konuştu.


'EVDE PARTİ YAPMALARINI HİÇ ÖNERMİYORUZ'
Prof. Dr. İlhan, insanların evlerde bir araya gelmemesi gerektiğine vurgu yaparak, "Evde insanlar bir araya gelmesin. Parti olsun olmasın, evde insanlar olabildiğince misafir kabul etmemesi gerekiyor. Zaman tam çekirdek aile olarak bir arada olma zamanı, onlar ile bir arada olma zamanı. Biz vatandaşlarımızın evde parti yapmalarını hiç önermiyoruz. Zorunluktan dolayı insanlar bir araya geleceklerse mutlaka içeriye temiz hava girmesi maske takılması ve mesafeye uyulması gerektiğini tekrar hatırlatalım" ifadesini kullandı.


Yılbaşında kurallara uyulmazsa vakaların artıp artmayacağını değerlendiren İlhan, "O günleri görmek istemiyoruz. Çok ciddi bir hasta sayısı ile karşı karşıyayız. Hastanelerin yoğunluğunun artmasına izin vermemeliyiz. Vatandaşlarımızdan dikkat etmelerini istiyoruz" dedi.

Son dakika haberi: Koronavirüste kritik dönemeç, bu bizim son şansımız..

Son dakika haberi: Koronavirüste kritik dönemeç, bu bizim son şansımız...Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, yeni salgın önlemlerini doğru bulduğunu söyledi. Vatandaşları uyaran Osman Hoca, “Eğer bunlara da uymazsak çokdaha acı reçetelere katlanmak zorunda kalacağız. Benden söylemesi” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı son açıklamalar ve alınan kararlar son derece önemli.

Durumun vahametine ve tehlikenin büyüklüğüne 3 haftadan bu yana ısrarla dikkati çekiyoruz. Daha 3 gün önce pazartesi günkü yazımızda da “Durum vahim” demiş ve tehlikenin büyüklüğüne dikkati çekmiştik.

Ardından da “Salgın tabelasında sarı değil kırmızı ışık yanıyor, eğer toparlanmazsak çok daha can yakıcı önlemler bizi bekliyor diye uyarmıştık.

Netice beklediğimiz gibi oldu. Bizim o yazımızda 4 Aralık Cuma akşamı başlayıp 14 Aralık Pazartesi sabahı bitmesini tavsiye ettiğimiz “kısıtlama paketi” aynen uygulamaya konuldu ama çok yerinde bir tedbirle başlangıç tarihi 3 gün öne alınarak 1 Aralık’a çekildi.

Eğer bu tedbirlere de uymamakta ısrar edersek bilelim ki çok daha acı reçetelere katlanmak zorunda kalacağız. “Peki, bu kararlar yeterli mi?” sorusunun yanıtına gelince...
AMAN DİKKAT BU BÖYLE GİTMEZ

AMAN DİKKAT BU BÖYLE GİTMEZ 

PANDEMİYLE savaşta geldiğimiz nokta son derece kritik bir dönemeç. Başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz, doğru ve güvenilir kararlar verip daha süratli hareket etmemiz lazım. Çok daha önemlisi son kararlara milletçe inanıp güvenmemiz önemli bir ayrıntı.

Bilelim ki salgının ilk dönemindeki hava maalesef kayboldu. Ne pandemiyi yönetenlerde, ne de kendimizde başlangıçtaki güvenden maalesef şimdi eser kalmadı! Daha açık söyleyeyim: Her kafadan bir sesin çıktığı, doğrunun yanlışla harmanlandığı son derece karmaşık ve riskli bir noktaya geldik.

Bu nokta daha önce de belirttiğim gibi salgında “kırmızı çizginin” de giriş kapısıdır.

Ya o kapıdan girmemek için yeni, etkili, kuvvetli çözümler geliştirecek, sadece aklın ve bilimin önerdiklerine uyacak, toplumsal işbirliğinden, dayanışmadan asla vazgeçmeyecek, çözümü sadece süreci yönetenlere bırakmayıp her birimiz kendimizi “kişisel bir kahraman” ilan ederek üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirip bu beladan kurtulmaya gayret edeceğiz.

BANA GÖRE YETMEZ AMA EVET

BANA GÖRE YETMEZ AMA EVET 

EĞER bu kararlar pazartesi yazımızda belirttiğimiz 3, 4 ve 5. maddelerle birlikte uygulanabilseydi yani “AVM’lerin açık kalma süresi kısıtlanıp şehirlerarası ulaşımda da HES kontrolü zorunlu hale getirilseydi ve bu önlemlere büyükşehir belediyeleri dahil tüm belediyelerin de katılımı sağlanarak toplu ulaşım meselesine daha net ve etkili çözümler getirilebilse ve tabii ki bu arada kademeli mesai uygulamasına geçilebilseydi” emin olalım ki daha net ve etkili sonuçlar alma imkânı bulabilirdik. Bu son önerilerimin İçişleri Bakanlığı genelgesiyle de çözüme ulaştırılması mümkün olabilir diye düşünüyorum.

Durumun vahametine ve tehlikenin büyüklüğüne 3 haftadan bu yana ısrarla dikkati çekiyoruz. Daha 3 gün önce pazartesi günkü yazımızda da “Durum vahim” demiş ve tehlikenin büyüklüğüne dikkati çekmiştik. Ardından da “Salgın tabelasında sarı değil kırmızı ışık yanıyor, eğer toparlanmazsak çok daha can yakıcı önlemler bizi bekliyor diye uyarmıştık. Netice beklediğimiz gibi oldu. Bizim o yazımızda 4 Aralık Cuma akşamı başlayıp 14 Aralık Pazartesi sabahı bitmesini tavsiye ettiğimiz “kısıtlama paketi” aynen uygulamaya konuldu ama çok yerinde bir tedbirle başlangıç tarihi 3 gün öne alınarak 1 Aralık’a çekildi. Eğer bu tedbirlere de uymamakta ısrar edersek bilelim ki çok daha acı reçetelere katlanmak zorunda kalacağız. “Peki, bu kararlar yeterli mi” sorusunun yanıtına gelince...  Bu karar doğru karar    AMAN DİKKAT BU BÖYLE GİTMEZ  PANDEMİYLE savaşta geldiğimiz nokta son derece kritik bir dönemeç. Başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz, doğru ve güvenilir kararlar verip daha süratli hareket etmemiz lazım. Çok daha önemlisi son kararlara milletçe inanıp güvenmemiz önemli bir ayrıntı. Bilelim ki salgının ilk dönemindeki hava maalesef kayboldu. Ne pandemiyi yönetenlerde, ne de kendimizde başlangıçtaki güvenden maalesef şimdi eser kalmadı Daha açık söyleyeyim: Her kafadan bir sesin çıktığı, doğrunun yanlışla harmanlandığı son derece karmaşık ve riskli bir noktaya geldik. Bu nokta daha önce de belirttiğim gibi salgında “kırmızı çizginin” de giriş kapısıdır. Ya o kapıdan girmemek için yeni, etkili, kuvvetli çözümler geliştirecek, sadece aklın ve bilimin önerdiklerine uyacak, toplumsal işbirliğinden, dayanışmadan asla vazgeçmeyecek, çözümü sadece süreci yönetenlere bırakmayıp her birimiz kendimizi “kişisel bir kahraman” ilan ederek üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirip bu beladan kurtulmaya gayret edeceğiz.     BANA GÖRE YETMEZ AMA EVET  EĞER bu kararlar pazartesi yazımızda belirttiğimiz 3, 4 ve 5. maddelerle birlikte uygulanabilseydi yani “AVM’lerin açık kalma süresi kısıtlanıp şehirlerarası ulaşımda da HES kontrolü zorunlu hale getirilseydi ve bu önlemlere büyükşehir belediyeleri dahil tüm belediyelerin de katılımı sağlanarak toplu ulaşım meselesine daha net ve etkili çözümler getirilebilse ve tabii ki bu arada kademeli mesai uygulamasına geçilebilseydi” emin olalım ki daha net ve etkili sonuçlar alma imkânı bulabilirdik. Bu son önerilerimin İçişleri Bakanlığı genelgesiyle de çözüme ulaştırılması mümkün olabilir diye düşünüyorum.  Bu karar doğru karar      BİR UYARI SOSYAL MEDYAYA DİKKAT

Durumun vahametine ve tehlikenin büyüklüğüne 3 haftadan bu yana ısrarla dikkati çekiyoruz. Daha 3 gün önce pazartesi günkü yazımızda da “Durum vahim” demiş ve tehlikenin büyüklüğüne dikkati çekmiştik. Ardından da “Salgın tabelasında sarı değil kırmızı ışık yanıyor, eğer toparlanmazsak çok daha can yakıcı önlemler bizi bekliyor diye uyarmıştık. Netice beklediğimiz gibi oldu. Bizim o yazımızda 4 Aralık Cuma akşamı başlayıp 14 Aralık Pazartesi sabahı bitmesini tavsiye ettiğimiz “kısıtlama paketi” aynen uygulamaya konuldu ama çok yerinde bir tedbirle başlangıç tarihi 3 gün öne alınarak 1 Aralık’a çekildi. Eğer bu tedbirlere de uymamakta ısrar edersek bilelim ki çok daha acı reçetelere katlanmak zorunda kalacağız. “Peki, bu kararlar yeterli mi?” sorusunun yanıtına gelince... Bu karar doğru karar AMAN DİKKAT BU BÖYLE GİTMEZ PANDEMİYLE savaşta geldiğimiz nokta son derece kritik bir dönemeç. Başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz, doğru ve güvenilir kararlar verip daha süratli hareket etmemiz lazım. Çok daha önemlisi son kararlara milletçe inanıp güvenmemiz önemli bir ayrıntı. Bilelim ki salgının ilk dönemindeki hava maalesef kayboldu. Ne pandemiyi yönetenlerde, ne de kendimizde başlangıçtaki güvenden maalesef şimdi eser kalmadı! Daha açık söyleyeyim: Her kafadan bir sesin çıktığı, doğrunun yanlışla harmanlandığı son derece karmaşık ve riskli bir noktaya geldik. Bu nokta daha önce de belirttiğim gibi salgında “kırmızı çizginin” de giriş kapısıdır. Ya o kapıdan girmemek için yeni, etkili, kuvvetli çözümler geliştirecek, sadece aklın ve bilimin önerdiklerine uyacak, toplumsal işbirliğinden, dayanışmadan asla vazgeçmeyecek, çözümü sadece süreci yönetenlere bırakmayıp her birimiz kendimizi “kişisel bir kahraman” ilan ederek üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirip bu beladan kurtulmaya gayret edeceğiz. BANA GÖRE YETMEZ AMA EVET EĞER bu kararlar pazartesi yazımızda belirttiğimiz 3, 4 ve 5. maddelerle birlikte uygulanabilseydi yani “AVM’lerin açık kalma süresi kısıtlanıp şehirlerarası ulaşımda da HES kontrolü zorunlu hale getirilseydi ve bu önlemlere büyükşehir belediyeleri dahil tüm belediyelerin de katılımı sağlanarak toplu ulaşım meselesine daha net ve etkili çözümler getirilebilse ve tabii ki bu arada kademeli mesai uygulamasına geçilebilseydi” emin olalım ki daha net ve etkili sonuçlar alma imkânı bulabilirdik. Bu son önerilerimin İçişleri Bakanlığı genelgesiyle de çözüme ulaştırılması mümkün olabilir diye düşünüyorum. Bu karar doğru karar BİR UYARI SOSYAL MEDYAYA DİKKAT 

PANDEMİYİ başından beri büyük bir dikkatle izleyen, dünyadaki gelişmeleri de özenle analiz etmeye gayret eden 40 yıllık bir hekimlik tecrübesiyle herkesten şunu rica ediyorum: Lütfen aklımızı başımıza alalım. Lütfen en ufak bir hatayı dahi yapmamaya çalışalım.

Lütfen sosyal medyada dolaşıp duran soytarılıkları, maskaralıkları bir yana bırakıp sadece aklın ve bilimin gereklerine uyalım. Eğer böyle yapmazsak bilelim ki canımız çok daha fazla yanacak ve Allah korusun başımız fena halde belaya girebilecek. Benden söylemesi!

BANA GÖRE SOSYAL MEDYANIN YANLIŞLARIBANA GÖRE SOSYAL MEDYANIN YANLIŞLARI 

SOSYAL medyayı ben de sürekli ve severek kullanıyorum. Genelde işe yaradığını da koşulsuz kabul ediyorum. Ama ne var ki müthiş bir dezenformasyon, inanılmaz bir kirlilik otoyolu olduğundan da hiç şüphe duymuyorum.

Pandemide de bu durum değişmedi. Sosyal medyadaki cahil troller kafaları karıştırmaya devam etti. Kimi pandemiyi baştan sona reddedip “Bu bir nüfus planlamasıdır. Dünya nüfusunu azaltmaya yönelik bir süreçtir” dedi. Kimi de biraz daha ileri gidip pandeminin aslında bir 5G etkisinden ibaret olduğunu bile ileri sürebildi.
Bu arada da devreye gargaracılar, kelle-paça çorbacılar, sarmısak-soğancılar giriverdi. Sosyal medya trolleri hızlarını alamadılar, şimdi de aşılar ve ilaçlara saldırmaya başladılar. Bunlar sadece ilaçlara ve aşılara değil, testlere ve hastanelere bile karşılar.

Kısacası adeta “Pandemiye hayır” diyebilmek uğruna ve pandemiyi reddetmek hatırına ölüme bile razılar. Tekrarda fayda var: Lütfen sosyal medyadaki saçmalık ve maskaralıklara inanmayalım. Aklın ve bilimin ürettiği çarelere, çözümlere güvenelim ve sadece onları uygulayalım.
BİR SORU FAVİPİRAVİR TEHLİKELİ Mİ

BİR SORU FAVİPİRAVİR TEHLİKELİ Mİ 

NEREDEYSE yaklaşık 20 yıla yakın bir süredir Hürriyet’in bana açtığı bu köşede becerebildiğim ölçüde sizleri sağlık konusunda bilgilendirmeye gayret ediyorum. Altını ısrarla çizdiğim noktalardan biri de daima şu oldu: “Her ilaç iki ucu keskin bir bıçaktır. Doğru kullanıldığında işe yarar, dikkatsiz kullanıldığında zarar verebilir.”

İşte bu nedenle “hap yutayım derken, hapı yutma tehlikesi” her zaman vardır. Ama eğer o ilacı kullanmak zorundaysanız, üstelik bunu bir değil binlerce hekim ve sağlık otoritesi de onaylamışsa, hele bir de ortada hayatı tehdit eden bir salgın durumu varsa işler değişir. Favipiravir’de de işte böyle bir durum söz konusu. Onun da artıları ve eksileri var. İsterseniz gelin biraz daha detaya girelim.

İYİ BİLGİ KONUMUZ FAVİPİRAVİR

İYİ BİLGİ KONUMUZ FAVİPİRAVİR 

FAVİPİRAVİR antiviral bir ilaç. Özellikle RNA virüslerine karşı etkili olduğu kabul edilen bilinen bir molekül. Geçmişte grip (influenza) ve başka hastalıklarda da kullanıldı. Pandemide ise önce Çin hekimleri tarafından devreye sokuldu. Şimdi bizde de yaygın olarak kullanılıyor. Kısacası yıllardır kullanılan, etkinliği ve yan etkileri iyi bilinen yani tanınan bir ilaç.

Üretimine ülkemizde de başlandı, doğru da yapıldı. Peki, sorun ne? Sorun şu: Yanda fotoğrafını göreceğiniz Sağlık Bakanlığı tedavi kılavuzunda ilk gün 3200 mg, daha sonraki günlerde de 1200 mg dozda tüketilmesi öneriliyor. Favipiravir tabletleri ise sadece 200 mg aktif madde içeriyor.

Dolayısıyla ilacı ilk gün sabah akşam 8 tablet, sonraki günlerde de sabah akşam 3 tablet kullanmak gerekiyor. Aslında 2-3 gram antiviral veya antibakteriyel ilaç kullanmak yeni bir durum değil.

Örneğin Ampisilin’i günde 2-3 gram civarı kullanabiliyoruz. Favipiravir de sıfır yan etkili dört başı mamur bir ilaç değil.


Onun da bazen yan etkileri olabiliyor. Ama bu yan etkilerin kabul edilebilir düzeyde olduğunda tıp otoriterleri hemfikir. Peki Favipiravir’in marifeti ne?

Favipiravir tedavinin süresini kısaltıyor. Özellikle erken kullanıma girebilirse akciğer komplikasyonlarını (zatürre olasılığı) azaltabiliyor. Mevcut bir zatürrede yüzde 35’e varan oranda iyileşme sağlıyor. İşte bu nedenle, elimizde koronavirüse karşı yüzde 100 etkili bir ilaç bulunana kadar, doktorların önerdiği her durumda Favipiravir’i kullanmamızda yarar var.

Canlı Corona Virüsü Haritası - Corona Virüsü Ölü ve Vaka Sayısı Son Durum

'nın iğrenç yüzünü itiraf etti: 'Kandil'de bulunan örgüt yöneticileri cinsel vampirler'

Giriş Tarihi: 29.11.2020  05:01 Güncelleme Tarihi: 29.11.2020  09:22

'ta 7 yıl önce 16 yaşında iken  aracılığıyla kandırılıp 'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A.  Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin 40 gün süren çabası sonucu ikna edilerek teslim oldu. Teslim olan kızın anlattıkları, örgütte yaşanan işkence, tecavüz ve infazı bir kez daha gözler önüne serdi.

PKK'nın iğrenç yüzünü itiraf etti: 'Tecavüze uğradık'

Şırnak'ta bundan 7 yıl önce 16 yaşında iken BDP aracılığıyla kandırılıp PKK'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A. (23) Kilis Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin 40 gün süren çabası sonucu ikna edilerek Tel Rıfat-Azez-Kilis hattındaki operasyonla teslim oldu. O operasyonun detayları ve M.A.'nın ifadesine SABAH ulaştı. Teslim olan kızın anlattıkları, örgütte yaşanan işkence, tecavüz ve infazı bir kez daha gözler önüne serdi.


5 SAAT YÜRÜYÜP TESLİM OLDU
Tesilm olan bir başka teröristin ifadesi ile Cizre'deki köyünden kandırılarak BDP aracılığıyla örgüte teslim edildiği bilgisine ulaşan güvenlik birimleri Zozan kod adlı M.A. ile tespit ettiği telefonla irtibata geçti. Genç kızın uzun konuşmalar sonrası ikna olmasının ardından, Kilis polisi harekete geçti. Tel Rıfat'taki örgüt karargâhından çıkmayı başaran Zozan , Azez sınırına kadar 25 km'lik yolu yürümeye başladı. Kilis polisi Zozan'ı cep telefonu sinyali ile dijital harita üzerinde takip edip yönlendirme yaptı. 5 saat süren yürüyüş sonunda ulaştığı Azez sınırında kendisini bekleyen polis ikna ekibi ile buluştu. M.A. ifadesinde örgütte uğradığı tecavüzü ve şahit olduğu işkence-infaz ve tecavüzleri anlattı:



DURAN KALKAN TECAVÜZ ETTİ
PKK kampına getirildiğimi anlayıp itiraz edip dönmek istediğimde 'Buradan artık cesedin çıkar' dediler ve ilk dayağı orada yedim. Gara bölgesine götürüldük. Benim gibi 15-16 yaşında olan 40 kız vardı. Duran Kalkan'ın katıldığı törenle örgüt kimliklerimizi verdiler. Duran Kalkan her kimliğini verdiği kişiyi iki eliyle kucaklayıp sonra kafasını tutup yüzlerini öpüyordu. Sıra bana gelince beni öpmesine elimle müdahale ettim. 'Botanın asi kızı seni özel birliğime alacağım' deyip orada bulunan sözde sorumluya 'Şervan komutan bu savaşçı benle gelecek' diye emir verdi. Duran Kalkan beni sığınağa götürdü. Orada ağzımı eşarpla bağlayıp bana tecavüz etti.



HEPSİ TECAVÜZE UĞRADI
Kendi ve çevre köyümüzden olup ilk ve ortaokuldan tanıdığım kendi yaşımdaki 32 tane arkadaşı orada gördüm. Hepsi de Şırnak ve Cizre BDP binasından getirilmişti. Hepsi de benim gibi tecavüze uğramış. Dağdakiler, polisin, askerin bana nasıl davrandığını, kumanyalarını paylaştığını, yıllardır hasret kaldığım sütlü kahve içirdiğini görseler hepsi dağı bırakıp gelir. Orada bulunduğum her gün için şimdi kendime daha da fazla lanet ediyorum. Keşke sizi 40 gün boyunca uğraştırmadan ilk telefonunuzda kaçıp gelseydim.



HDP'NİN YAPTIĞI HAİNLİKTİR
HDP'nin benim gibi gençleri kandırdığını, gerçek yüzünü sakladığını, fakir insanların çocuklarını kullandıklarına şahit oldum. Bence bu Kürt gençlerine yapılan bir hainliktir. Örgüt içerisinde 13, 14, 15 yaşlarında çocuklar var. Mardin'den bir anne oğlunu almaya geldi, saçlarından tutup sürüklediklerini gördüm.



KANDİL'DE ÇOCUKLAR ÇARESİZ KALIYOR
Hem Kandil'de hem de Suriye'de yaşayan terör örgütünün lider kadrolarının yanında onlarca çocuk yaşta kızlar var. Bunlar da cinsel istismar ve tecavüze maruz kalıyorlar. Bu kızlar üst düzey yöneticilerden korktukları için hiçbir şey yapamıyorlar, öldürüleceklerini bildikleri için sessiz kalıyorlar.



ANNELERE HERKES DESTEK VERMELİ
Annelerin HDP binası önündeki eylemlerini destekliyorum, çocuğu giden herkesin gelip destek vermesi ve katılması gerekir. Örgüt bataklık, girince çıkamıyorsun. Kandil'de birçok infaza şahit oldum. 2 yıl önce örgütten kaçan ya da kaçarken yakalanan 13-14 kişinin infaz edilmesine şahit oldum. 14-16 yaşlarındaki kız çocuklarının yemeklerine ve içeceklerine uyuşturucu koyularak bağımlı hale getiriliyor. Kandil'de bulunan örgüt yöneticileri cinsel vampirler. 7 yılda hiçbir tecavüzcünün cezalandırıldığını görmedim. Ama tecavüze uğrayan ve infaz edilen 8 ayrı kadına şahit oldum.

PKK'nın iğrenç yüzünü itiraf etti: Arkadaşlarım tecavüze uğradıPKK'nın iğrenç yüzünü itiraf etti: Arkadaşlarım tecavüze uğradı

'ta 7 yıl önce 16 yaşında iken  aracılığıyla kandırılıp 'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A.  Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin 40 gün süren çabası sonucu ikna edilerek teslim oldu. Teslim olan kızın anlattıkları, örgütte yaşanan işkence, tecavüz ve infazı bir kez daha gözler önüne serdi.

PKK'nın iğrenç yüzünü itiraf etti: Arkadaşlarım tecavüze uğradı

'ta bundan 7 yıl önce 16 yaşında iken  aracılığıyla kandırılıp 'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A. (23)  Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin 40 gün süren çabası sonucu ikna edilerek Tel Rıfat-Azez-Kilis hattındaki operasyonla teslim oldu. O operasyonun detayları ve M.A.'nın ifadesine SABAH ulaştı. Teslim olan kızın anlattıkları, örgütte yaşanan işkence, tecavüz ve infazı bir kez daha gözler önüne serdi.


5 SAAT YÜRÜYÜP TESLİM OLDU


DURAN KALKAN TECAVÜZ ETTİ


HEPSİ TECAVÜZE UĞRADI
Kendi ve çevre köyümüzden olup ilk ve ortaokuldan tanıdığım kendi yaşımdaki 32 tane arkadaşı orada gördüm. Hepsi de Şırnak ve Cizre BDP binasından getirilmişti. Hepsi de benim gibi tecavüze uğramış. Dağdakiler, polisin, askerin bana nasıl davrandığını, kumanyalarını paylaştığını, yıllardır hasret kaldığım sütlü kahve içirdiğini görseler hepsi dağı bırakıp gelir. Orada bulunduğum her gün için şimdi kendime daha da fazla lanet ediyorum. Keşke sizi 40 gün boyunca uğraştırmadan ilk telefonunuzda kaçıp gelseydim.


HDP'NİN YAPTIĞI HAİNLİKTİR
'nin benim gibi gençleri kandırdığını, gerçek yüzünü sakladığını, fakir insanların çocuklarını kullandıklarına şahit oldum. Bence bu Kürt gençlerine yapılan bir hainliktir. Örgüt içerisinde 13, 14, 15 yaşlarında çocuklar var. 'den bir anne oğlunu almaya geldi, saçlarından tutup sürüklediklerini gördüm.


KANDİL'DE ÇOCUKLAR ÇARESİZ KALIYOR
Hem Kandil'de hem de 'de yaşayan terör örgütünün lider kadrolarının yanında onlarca çocuk yaşta kızlar var. Bunlar da cinsel istismar ve tecavüze maruz kalıyorlar. Bu kızlar üst düzey yöneticilerden korktukları için hiçbir şey yapamıyorlar, öldürüleceklerini bildikleri için sessiz kalıyorlar.


ANNELERE HERKES DESTEK VERMELİ
Annelerin HDP binası önündeki eylemlerini destekliyorum, çocuğu giden herkesin gelip destek vermesi ve katılması gerekir. Örgüt bataklık, girince çıkamıyorsun. Kandil'de birçok infaza şahit oldum. 2 yıl önce örgütten kaçan ya da kaçarken yakalanan 13-14 kişinin infaz edilmesine şahit oldum. 14-16 yaşlarındaki kız çocuklarının yemeklerine ve içeceklerine uyuşturucu koyularak bağımlı hale getiriliyor. Kandil'de bulunan örgüt yöneticileri cinsel vampirler. 7 yılda hiçbir tecavüzcünün cezalandırıldığını görmedim. Ama tecavüze uğrayan ve infaz edilen 8 ayrı kadına şahit oldum.

Teslim olan teröristten HDP itirafı!

Teslim olan teröristten HDP itirafı!

Şırnak'ta bundan 7 yıl önce 16 yaşında iken BDP aracılığıyla kandırılıp PKK'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A., "HDP'nin benim gibi gençleri kandırdığını, gerçek yüzünü sakladığını, fakir insanların çocuklarını kullandıklarına şahit oldum. HDP'nin yaptığı hainliktir" dedi.

Teslim olan teröristten HDP itirafı!

Şırnak'ta bundan 7 yıl önce 16 yaşında iken BDP aracılığıyla kandırılıp PKK'ya teslim edilen Zozan kod adlı M.A., "HDP'nin benim gibi gençleri kandırdığını, gerçek yüzünü sakladığını, fakir insanların çocuklarını kullandıklarına şahit oldum. HDP’nin yaptığı hainliktir" dedi

Büyük ihaneti HDP yapıyorBüyük ihaneti  yapıyor

Zozan kod adlı M.A. ikna edilince, 5 saat yürüyerek teslim oldu: Beni örgüte BDP teslim etti. Dönmek istedim, ‘ölürsün’ dediler. Birçok defa tecavüze uğradım. ’nin yaptığı hainliktir.KAYNAK: SABAH

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Son anket sonuçlarına göre oy oranı! Başkan Recep Tayyip Erdoğan 4'e katladı.
Son anket sonuçlarına göre oy oranı! Başkan Recep Tayyip Erdoğan 4'e katladı.
Son dakika: Manisa- Akhisar Çevre Yolu ve Doğanpınar Barajı Başkan Erdoğan'ın katılımıyla açıldı
Son dakika: Manisa- Akhisar Çevre Yolu ve Doğanpınar Barajı Başkan Erdoğan'ın katılımıyla açıldı