hediye patlayan kutu

Advert antalya escort
bodrum escort

'Tehlikeli' dedi açıkladı: Bölgede 'Arap İsrail NATO'su' oluşturmaya çalışıyorlar

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada! -- Sevilla Üniversitesi’ne ısmarlama hazırlatıldı -- Libya'da flaş gelişme! Görüşme olmayacak -- Suriye'de şehit olmuştu! Cenazesi memleketine getirildi -- FETÖ'nün TSK yapılanmasına operasyon! 66 gözaltı kararı var -- .Bağdat’taki füzeli saldırı sonrasında ABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldi -- Son dakika haberi | DSÖ'den flaş uyarı: Koronavirüs (Covid-19) son salgın olmayacak .. Son dakika haberine göre; Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanlarından Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, araştırma yapmak için ABD'ye gitmişti. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirten Li-Meng, "Raporumuz hazır. Yakında açıklayacağız" dedi.

'Tehlikeli' dedi açıkladı: Bölgede 'Arap İsrail NATO'su' oluşturmaya çalışıyorlar
'Tehlikeli' dedi açıkladı: Bölgede 'Arap İsrail NATO'su' oluşturmaya çalışıyorlar Admin
Bu içerik 127 kez okundu.
Advert

'Tehlikeli' dedi açıkladı: Bölgede 'Arap İsrail NATO'su' oluşturmaya çalışıyorlar

Giriş Tarihi: 15.9.2020  07:07 Son Güncelleme: 15.9.2020  07:12

Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Konseyi Genel Sekreteri Saib Ureykat, 'Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn'in İsrail ile yaptığı anlaşma, koruma karşılığında barıştır.' dedi. Ureykat'ın 'Bölgede 'Arap İsrail NATO'su' oluşturmaya çalışıyorlar ve bu gayet tehlikeli.' sözleri dikkat çekti.

CNN Arapça kanalına mülakat veren Ureykat, bu anlaşmanın barış karşılığında barış olarak isimlendirelemeyeceğini söyledi.

Koruma karşılığında bir barış olan bu anlaşmanın ABD'nin üstlendiği rolle yapıldığına dikkati çeken Ureykat, ABD'nin ise birçok Arap ülkesinin de müttefiki olduğunun altını çizdi.

Ureykat, ABD Başkanı Donald Trump'ın başdanışmanı Jared Kushner'in Arap dünyasındaki karar alıcılara 'ABD'nin (himayeyi) sürdürmeye mecbur olmadığını' belirterek 'İsrail'i çekmeniz gerekiyor' dediğini, bunun da bölgede bir Arap İsrail Natosu oluşturmak olduğunu ve bunun gayet tehlikeli olduğunu belirtti.

Ureykat şunları söyledi:

"Şimdi Arap güvenlik sistemlerinin korunmak için İsrail'e dayanması gerekecek, bu makul bir şey değil. İsrail tarihi olarak ABD ile birlikte ve her ikisi, 'İsrail yalnız başına tüm Araplardan daha güçlü olması gerekiyor.' diyor. Bir Arap ülkesi ile Arap olmayan bir ülke arasında bir çekişme olduğunda İsrail her zaman Arap olmayan ülkenin yanında yer almıştır. Bunun sonuncusu İran-Irak savaşı ki o zaman hatırlarsanız İsrail nasıl da Irak'ın karşısında yerini almıştı."

"İsrail'in Arap milli savunma sisteminin bir parçası olması akıl alacak bir şey değildir" diyen Ureykat, İsrail'in görevinin, Arap ülkelerinden herhangi biri teknolojik ve stratejik bir değer kazanıp yükseldiğinde o ülkeyi vurmak olduğunu hatırlattı.

Ureykat, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın da tavırlarının önce Filistin sorununun çözülmesi ardından normalleşme, önce işgalin sonlandırılması sonrasında da normalleşme ve Arap barış girişimine bağlılık olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Bizim Suudi Arabistan'ın tavrını kesinlikle değiştirmeyeceğine dair tam bir inancımız var. Suudi Arabistan, Arap güvenliğinin Arapların eliyle gerçekleşeceğini bilir. Bu yönde ilerleyen ülkelerin yeniden düşünmelerini ve takındıkları tavırdan vazgeçmelerini ümit ederiz."

Ureykat, normalleşme ile Arap ülkelerinin İsrail'e etki etmesi olanağına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Netanyahu çıkıp, 'Ben yerleşime ve ilhaka devam edeceğim'. diyor 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin olmasının mümkün olmadığını söylüyor. 'Kudüs bölünmeyecek, Doğu Kudüs ve Aksa, Kıyamet Kilisesi İsrail'in başkentinin bir parçası olacak.' diyor. Normalleşme kararından önce etki edemediysen, sonrasında mı edeceksin? Bedeli ödedikten sonra nasıl etki edeceksin? Filistinlilere destek verecek adım olan bu tavır nasıl bir müzakere üslubudur?

Tüm dünya Filistin davasının bölgedeki barışın anahtarı olduğunun bilincindedir. Avrupa ve anlaşmalara memnuniyetle bakan diğer ülkeler, çekişmenin İsrail-Filistin çekişmesi olduğununun unutulmaması gerektiğini, ilhak ve yerleşim olan bu çekişmenin sonlandırılması ve iptal edilmesi istenmektedir, ayrıca istenilen şey bağımsız bir Filistin devletinin kurulması' olduğunu söylemişlerdir.

Etnik ayrımcılık yapan bir rejimde, İsrail işgali yönetimi altında köle olarak yaşamayı kabul edecek bu yeryüzünde bir Filistinli yoktur. Mescidi Aksa'nın ve Kıyamet Kilisesi'nin İsrail'in egemenliği altında olmasını kabul edecek bir Filistinli yoktur."

Filistin halkının barış için uğraştığını ve barış istediğini vurgulayan Ureykat, "Filistinli dünyaya, 'Ben uluslararası hukuk ve uluslararası meşruiyet temeli, 67 sınırları üzerinde iki devletlilik ilkesi, özgürlüğümün ve bağımsızlığımın temeli üzerine barışı kabul ettim.' diyor. Kushner ve ABD Büyükelçisi Friedman'ın, 'iki sistemli bir devlet, etnik ayrım rejimi olması üzerine yürüttüğü siyasi çalışmalar üzerine dayanan bir barışı kabul etmem" ifadelerini kullandı.

Ureykat, Filistin halkına güvendiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu toprakların geleceğini Filistin halkı belirleyecek, onurdan uzak, taviz verenlerin artık slogan atanlar olduğunu biliyoruz. Kardeş BAE ve Bahreyn'den Arap Barış Girişimi'nde anlaştığımız şeylere bağlı kalmalarını beklerdik. Bu stratejik hatalar, bizlere pahalıya mal oluyor ve bedelini ödeyeceğiz. Ancak işin sonunda İsrail işgal bataklığı kurutulmadan, Filistin devletinin bağımsızlığı gerçekleştirilmeden bölgede istikrar, barış ve güvenlik kesinlikle olmayacaktır. "

Son 10 gün, Almanya devrede! Türkiye'den Fransa kararı

Türkiye, Ege ve Akdeniz krizinde yaz başında kurulan ancak Yunanistan'ın dağıttığı diplomasi masasının yeniden kurulmasına sıcak bakıyor. 24-25 Eylül'deki AB Zirvesi'ne kadar bu masanın kurulup ilk temasların yapılması bekleniyor.

Son 10 gün, Almanya devrede! Türkiye'den Fransa kararı

15 EYLÜL GAZETE MANŞETLERİ

GALERİNİN DEVAMI

Türkiye ve Yunanistan arasında Doğu Akdeniz temelinde başlayan kriz Oruç Reis'in bakıma alınması ile geçici bir süre askıya alınırken, Türkiye diplomatik yollardan çözüm için masaya oturmaya soğuk bakmıyor. Almanya'nın bu konuda arabuluculuk çabaları sürerken önce alt düzeyde süreç içinde de üst düzey görüşmelerin yeniden başlayabileceği ifade ediliyor. Bu konuda Almanya'nın girişimlerde bulunduğu, Türk tarafının ise "Kışkırtmalara gelmeden hakkaniyetli çözüm için masaya otururuz" mesajı verdiği öğrenildi.

YENİDEN MASA UMUDU

Edinilen bilgiye göre, Türkiye bu süreçte Haziran-Temmuz aylarında kurulan ancak Yunanistan'ın dağıttığı diplomasi masasının yeniden kurulabilmesi olasılığını değerlendiriyor. 24-25 Eylül'deki AB Zirvesi'ne kadar bu masanın kurulup ilk temasların yapılması da bekleniyor.

Almanya'nın uzun süredir yürüttüğü arabuluculuk çabalarının son dönemde arttığı ve özellikle Fransa ile görüşmeler yapılarak sürecin "daha da fazla gerilmemesini" istediği kaydediliyor. Alman makamlarının Türk tarafıyla da temaslarını yürüterek, ilk etapta alt düzeyde ve devamında da gerekmesi durumunda üst düzeyde bir Türkiye-Yunanistan görüşmesini planladığı ifade ediliyor.

ÖN ŞARTSIZ

Ankara'nın da bu masaya olumsuz bakmadığı ancak "Kışkırtmalara gelmeden hakkaniyetli çözüm için masaya otururuz" mesajı verdiği öğrenildi. Yunanistan'ın Fransa tarafından "dolduruşa getirilmesinden" rahatsızlık duyan Ankara'nın "Masaya ön yargısız, ön şartsız oturmalılar" dediği de kaydedildi.

FRANSA KONUSUNDA NET TAVIR

Ankara, sadece Yunanistan ile masaya oturmayı gündeminde tutarken, Fransa'nın sürece dahil olmayacağı bir masa konusunda da tavrını net koydu. Almanya'nın da, Yunanistan tarafını masaya çekme için girişimlerde bulunduğu, sürecin olumlu gelişmesi halinde görüşmelerin daha önce olduğu gibi Berlin'de yapılabileceği belirtildi.

YAPTIRIM ÇIKARSA ÇALIŞMALARA HIZ VERİLECEK

Bu ay sonunda gerçekleşecek AB Zirvesi'nde, Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa'nın, Türkiye'ye yönelik bazı yaptırımları gündeme getirmesi beklenirken, Almanya'nın girişimleri ile bu yaptırımların söz konusu olmayacağı da değerlendiriliyor. Ankara çeşitli dönemlerde dillendirilen bu yaptırımların AB'den geçmesini beklemezken, yaptırım kararının çıkması durumunda Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çalışmalarına hız vereceğine dikkat çekiliyor.

MASA DAĞITILMIŞTI

Türkiye ve Yunanistan, Almanya'nın arabuluculuğunda Haziran-Temmuz aylarında bir araya gelmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın yanı sıra Dışişleri Bakanlığı ve askeri yetkililer de muhataplarıyla görüşmeler gerçekleştirmişti. Heyetler 3 temel başlıkta anlaşmıştı. Türkiye ve Yunanistan, Doğu Akdeniz krizinin sonuçlanması için "karşılıklı istikşafi görüşmelere başlanması, siyasi görüşmelere başlanıp, hız verilmesi ve askerler arasında güven beyanını artıran toplantılara yeniden başlanılması" konularında Ağustos ayı başında anlaşırken, ortak niyet beyanı açıklamasının yapılacağı 7 Ağustos'taki toplantı için hazırlıkların sürdüğü saatlerde Yunanistan, 6 Ağustos’ta Mısır ile deniz yetki anlaşması imzalayarak masayı dağıtmıştı. Söz konusu görüşmeler devam ederken Türkiye Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ricası ile Oruç Reis'i bölgeye göndermeyi erteleyerek "jest" de yapmıştı. Masanın dağılmasının ardından Türkiye, NAVTEX ilan ederek Oruç Reis'i bölgeye göndermişti. 

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte 'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

’deki ’nin sismik çalışmalarını hazmedemeyen  Ege’de 23 adadan 18’ini askeri üs haline getirdi. İşte söz konusu adalardan büyük öneme sahip olanlar. Gayriaskerî statüsündeki adaların silahlandırılmasının hem Lozan, hem Paris anlaşması hem de uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlatan uluslararası ilişkiler uzmanları, Yunanistan'nın buraları silahtan ve askerden arındırmaması hâlinde, egemenliğinin tanınmayacağına işaret ediyor.

Giriş Tarihi: 15.9.2020  07:07 Son Güncelleme: 15.9.2020  07:12

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

'de  ve  arasındaki gerilim sürerken Atina'nın Ege Deniz'inde gayriaskeri statüdeki birçok adayı silahlandırması yeniden gündeme geldi. 1923 yılındaki Lozan Anlaşması'nın 4'üncü ve 14'üncü maddeleri ve 1947'deki Paris Barış Konferansı kararlarının 14'üncü maddesine aykırı davranan Yunanistan, Ege'de 23 adadan 18'ini silah deposu ve askeri üs hâline getirdi. Uzmanlar, cephaneliğe çevrilen adaların Türkiye için tehdit oluşturduğunu belirtiyor.

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

MİDİLLİ'DE 15 BİN ASKER
 Midilli ve Sakız adaları başta olmak üzere; Sisam, Sömbeki, Nikarya, Libsi, Batnaz, İleriye, Kelemez, İstanköy, Astipalya, İncirli, İlyaki, Herke, Kerpe, Çoban, Rodos, Meis'i ağır silahlarla donattı. Söz konusu adalara binlerce asker konuşlandıran Atina, buralara uçaksavarlar, tank, topçu bataryaları ve hava savunma sistemleri yerleştirdi. KKTC merkezli Diplomatik Strateji Araştırma Merkezinin verileri şöyle:

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

MİDİLLİ ADASI: 1 tümen ve buna bağlı ana birlikler, 2 piyade alayı, 7 piyade taburu, 1 özel millî muhafız taburu, 3 tank taburu, 4 top taburu ve 1 uçaksavar taburu.

SAKIZ ADASI: 1 tugay ve buna bağlı ana birlikler; 1 piyade alayı, 4 piyade taburu, 1 özel millî muhafız taburu, 1 tank taburu, 1 uçaksavar taburu, 7 bin 500 asker.

SİSAM ADASI: 1 tugay ve buna bağlı ana birlikler; 1 piyade alayı, 4 piyade taburu, 2 mekanize tabur, 2 tank taburu, 2 top taburu, 1 uçaksavar taburu, 7 bin 500 asker.

RODOS ADASI: 1 tümen ve buna bağlı ana birlikler; 2 piyade alayı, 7 piyade taburu, 1 özel millî muhafız taburu, 3 topcu taburu, 1 komando taburu, 1 uçaksavar taburu, 7 bin 500 asker.

İSTANKÖY ADASI: 1 tugay ve buna bağlı ana birlikler; 1 piyade alayı, 4 piyade taburu, 1 özel muhafız taburu, 2 tank taburu, 8 bin asker.

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

Adalarda 6 kara üssü, 2 deniz üssü ve iki Yunan helikopter üssünün bulunduğu da belirtilirken, Koyun adasındaki kara üssünde 1 tabur asker, deniz ve helikopter üssünün yer aldığı Eşek, Bulamaç ve Hurşit adalarında ise birer tabur asker ile helikopter üssü Muğla'nın Kalolimnoz ve Keçi adalarındaki kara üslerinde de birer tabur asker olduğuna dikkat çekiliyor.  gazetesinde yer alan habere göre, adaları silahlandıran 'ın Türkiye'ye yönelik jet harekâtı için Limni, Midilli, İstanköy ve Rodos adalarına da askerî havaalanları inşa ettiği belirtiliyor.

Ege’yi askeri üs haline getirdi! İşte Yunanistan'ın silahlandırdığı 5 stratejik ada!

SÖZLEŞMELER BAŞKA DİYOR
Gayriaskerî statüsündeki adaların silahlandırılmasının hem Lozan, hem Paris anlaşması hem de uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlatan uluslararası ilişkiler uzmanları, 'nın buraları silahtan ve askerden arındırmaması hâlinde, egemenliğinin tanınmayacağına işaret ediyor. Adaların Yunanistan'a gayriaskerî statüdeki kalması şartıyla verildiğine dikkat çeken uzmanlar, 'nin bu çerçevede öncelikle Yunanistan'a nota vererek Türkiye'nin adaların egemenliğini tanımayacağını vurgulaması, sorunu BM'ye taşıması ve NATO'da tartışmaya açması gerektiğine dikkat çekiyor. Ankara'nın ayrıca bu hamleler karşısında KKTC'de askerî varlığını artırabileceği ve burada deniz ve hava üssü kurabileceği ifade ediliyor. Yine, Ege'de egemenliği Yunanistan'a devredilmemiş 152 ada ve adacık olduğuna ve bunların da BM nezdinde kayda geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

’ne ısmarlama hazırlatıldı

’de uluslararası hukuku hiçe sayan ’ın bir foyası daha ortaya çıktı. AB ’nin Sevila Üniversitesi’ne 10 yıl önce ısmarlama hazırlattığı çakma bir haritayı dayanak yapan Yunanistan, dünyayı kandırmaya kalkıştı

BETÜL USTA

Giriş Tarihi: 15.9.2020

Sevilla Üniversitesi’ne ısmarlama hazırlatıldı

Yunanistan'ın uluslararası hukuktan ve mantıktan uzak iddialarına, İspanya'daki Sevilla Üniversitesi tarafından 10 yıl önce hazırlanan ısmarlama harita kaynaklık ediyor. Harita ile Türkiye, 149 bin kilometrekare alanla Antalya Körfezi'ne hapsedilirken, Kıbrıs adasının 11 katı büyüklüğündeki 189 bin kilometrekareden vazgeçmesi isteniyor. Türkiye haritayı tanımadığını Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzalayarak tüm dünyaya ilan etti. Ankara nezdinde hiçbir geçerliliği olmayan sözde haritadan vazgeçilmediği takdirde Doğu Akdeniz'de gerginliğin kalıcı olarak düşmeyeceği kaydediliyor.



HİÇBİR GEÇERLİLİĞİ YOK
Türkiye'ye 2, Yunanistan'a 580 kilometre mesafede olan ve 10 kilometrekare büyüklüğündeki Meis Adası'na, 1800 kilometre kıyı uzunluğu olan Türkiye'den fazla deniz yetki alanı veren haritanın uluslararası düzeyde bir benzeri yok. Atina'ya dünyada benzer anlaşmazlıkların çözümü örnek gösterilerek bu hayalden vazgeçme çağrısı yapıldı. Geçerliliği olmayan harita, Doğu Akdeniz'de barış ve istikrara katkı sağlamıyor, aksine gerilime yol açıyor. Türk yetkililer, hiçbir şekilde Sevilla haritasının öngördüğü gibi kıyılara hapsedilmenin kabul edilmeyeceğinin altını çiziyor.



Harita, Doğu Akdeniz'de tek taraflı sondajlar yaparak ve diğer ülkelerle kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalayarak Türkiye'yi Akdeniz'den dışlamayı hedefleyen Yunanistan'ın niyetini apaçık ortaya koyuyor. Mısır ve İsrail'le ittifak yaparak ve AB dayanışmasına sığınarak Türkiye için Akdeniz'de yeni bir Sevr planlayan Atina, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak istese de, atılan adımlar Doğu Akdeniz'de tavizsiz duruşun sürmesi konusunda siyasi iradenin kararlı olduğunu gösteriyor. AB Bölgesel Danışma Konseyi'nin önerisi ile Sevilla Üniversitesi'ne 2010 yılında bir harita hazırlatıldı. Doğu Akdeniz'deki Kıbrıs'ın "Münhasır Ekonomik Bölgesi"nin şekillendirildiği bu haritanın amacı, AB'nin bölgenin çok büyük bir kısmını kendi kontrolü altına almak istemesiydi.



O HARİTA DURURSA GERGİNLİK BİTMEZ
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, katıldığı bir TV kanalındaki programda Yunanistan'ın ısmarlama hazırlattığı paçavrayı göstererek "Yunanistan Sevilla haritasından vazgeçmeli. "Bu harita geçersiz" demediği, Türkiye'nin kıta sahanlığına saygı duymadığı ve Adalar ile Meis'le ilgili talebinden vazgeçmediği sürece bu gerginlik bitmez. Rum kesimi de KKTC'nin haklarını garanti altına alacak bir mekanizmaya evet demeli." diye konuştu. Çavuşoğlu'nun programda Doğu Akdeniz'deki gelişmelerle ilgili diğer değerlendirmeleri ise özetle şöyle;
 Yunanistan, ön şart koşarsa bizim ön şartlarımızı yerine getirmeli.
 Yunanistan ve Rum kesimi AB'nin birçok politikasını rehin alan iki şımarık üye. 24-25 Eylül'deki AB Liderler Zirvesi'nde Türkiye'ye yönelik bir yaptırım kararı beklemiyorum ama olabilir de. Peki biz kararlılığımızdan vazgeçermiyiz? Hayır.
 ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo "Endişe duyuyorum" diyor, Burada endişe duyulacak bir durum varsa ABD'nin ve Pompeo'nun attığı adımlardır.

Son dakika: Türkiye'den flaş Doğu Akdeniz açıklaması! Yunanistan ve AB'ye dikkat çeken çağrı Son dakika: Yunan spiker Türk silahlarını anlata anlata bitiremedi! O füzeye özel parantez açtı: İnanılmaz... Son dakika haberi: Yunanistan'dan bir provokasyon daha! Karaada'yı karargaha çevirdi

Libya'da flaş gelişme! Görüşme olmayacak

 hükümeti, bazı Arap kanalları ve uluslararası medyada yer alan, Başbakan Faiz es-Serrac ile 'in gelecek perşembe 'te görüşeceklerine dair haberlerin doğru olmadığını açıkladı.

Giriş Tarihi: 15.09.2020  06:58 Güncelleme Tarihi: 15.09.2020  06:59

Libya'da flaş gelişme! Görüşme olmayacak

Libya Başkanlık Konseyi Sözcüsü Galib el-Zaklai, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Uluslararası aracılar ne kadar büyük olursa olsun, ne yakın ne de uzak gelecekte kesinlikle böyle bir buluşma olmayacak." ifadelerini kullandı.

Serrac'ın Hafter ile kesinlikle bir araya gelmeyeceğini belirten Zaklai, medyadaki haberlerin yalan olduğunu vurguladı.

Libya'da flaş gelişme! Görüşme olmayacakIntelligence Online adlı istihbarat bağlantılı bir gazetede verilen haberde, gelecek perşembe Fransa'nın başkenti Paris'te Tobruk'taki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, darbeci asker Halife Hafter ve Faiz Serrac'ın da katılacağı bir zirve yapılacağı kaydedilmişti.

Libya Başbakanı Serrac İspanya Dışişleri Bakanı ile görüştüLİBYA BAŞBAKANI SERRAC İSPANYA DIŞİŞLERİ BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ

MSB: Libya açıklarında arama kurtarma eğitimi icra edildiMSB: LİBYA AÇIKLARINDA ARAMA KURTARMA EĞİTİMİ İCRA EDİLDİ

Suriye'de şehit olmuştu! Cenazesi memleketine getirildi

'nin kuzeyinde görevli Türk Kızılay ekibinin bulunduğu araca düzenlenen silahlı saldırıda şehit olan Türk Kızılay personeli 'ın (40) cenazesi, memleketi 'ye ulaştı.

Giriş Tarihi: 15.09.2020  06:48 Güncelleme Tarihi: 15.09.2020  06:48

Suriye'de şehit olmuştu! Cenazesi memleketine getirildi

Kıdıman'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, Gaziantep Havalimanı'ndaki törenin ardından uçakla İstanbul'a gönderildi.

Kıdıman'ın cenazesi, İstanbul Havalimanı'ndan kardeşleri Ali Kıdıman, Soner Kıdıman, Işıl Sevindik ve ilgililerce teslim alındı.

Suriye'de şehit olmuştu! Cenazesi memleketine getirildiKara yoluyla Düzce Atatürk Devlet Hastanesi morguna getirilen Kıdıman'ın naaşını Düzce Valisi Cevdet Atay, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Mustafa Çetinkaya, İl Emniyet Müdürü Mehmet Ali Akkaplan, Türk Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Zeki Yıldırım, Türk Kızılay Düzce Şube Başkanı Halil Aydın ve Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Temi karşıladı.

Kıdıman'ın cenazesi ambulanstan indirildiği sırada yakınları gözyaşlarına hakim olamadı.

Vali Atay, şehidin kardeşlerine başsağlığı dileğinde bulundu.

Şehidin cenazesi, yarın Bahçeşehir semtinde bulunan babaevine getirilecek ve daha sonra Merkez Büyük Camisi'nde saat 11.00'da kılınacak cenaze namazı sonrası Düzce Şehir Mezarlığı'na defnedilecek.

Üzerinde ve tavanında belirgin şekilde Kızılay amblemi bulunan seyir halindeki Türk Kızılay aracına Çobanbey ile El-Bab arasında plakasız iki araçtan yüzleri maskeli ve kamuflaj kıyafetli kişilerce çapraz ateş açılmıştı.

Saldırıda araçta bulunan Kızılay El-Bab Sevgi Mağazasında çalışan Mehmet Arif Kıdıman şehit olmuş, iki personel yaralanmıştı.

Suriyede alçak saldırı! Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınıktan ilk açıklamaSURİYE'DE ALÇAK SALDIRI! KIZILAY GENEL BAŞKANI KEREM KINIK'TAN İLK AÇIKLAMA

Son dakika: Suriyede Türk Kızılay aracına alçak saldırı! 1 personel şehitSON DAKİKA: SURİYE'DE TÜRK KIZILAY ARACINA ALÇAK SALDIRI! 1 PERSONEL ŞEHİT

FETÖ'nün TSK yapılanmasına operasyon! 66 gözaltı kararı varFETÖ'nün TSK yapılanmasına operasyon!

Son dakika haberi...Fetullahçı Terör Örgütü’nün sözde Türk Silahlı Kuvvetler Yapılanması’na yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında yeni bir operasyon için düğmeye basıldı. Çok sayıda rütbeli askerin bulunduğu 66 şüpheli hakında gözaltı kararı verildi. Ayrıca halen  olarak görev yapan Yüzbaşı Ç.E.’nin de operasyonda gözaltına alındığı öğrenildi. Sabah Gazetesi'nden Sema Alim Dalgıç'ın haberi...

Giriş Tarihi: 15.09.2020  07:50 Güncelleme Tarihi: 15.09.2020  07:55

FETÖ'nün TSK yapılanmasına operasyon! 66 gözaltı kararı var

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ'nün sözde TSK yapılanmasına yönelik Milli Savunma Bakanlığı, MİT Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile koordineli olarak yürütülen planlı operasyonlarda yeni bie gelişme yaşandı.

66 GÖZALTI KARARI
Operasyon kapsamında, ankesörlü/ kontörlü sabit hat irtibatlı muhtelif Kuvvetlere mensup, 1'i Yüzbaşı, 1'i Teğmen, 62 Astsubay, 2'si Uzman Çavuş rütbesinde 48'i Muvazzaf olmak üzere toplam 66 asker şahıs şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Edinilen bilgiye göre, mensup olunan kuvvete göre şüphelilerden 18'i Hava Kuvvetleri Komutanlığı,
24'ü Jandarma Genel Komutanlığı, 19'u Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 2'si Sahil Güvenlik Komutanlığı, 3'ü Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na mensup...

İzmir ve 28 farklı ilde 15 Eylül salı günü saat: 01.00 itibariyle İzmir Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü ve İzmir İl Jandarma Komutanlığı'nca eş zamanlı yakalama ve gözaltı işlemleri başladı.

Yine edinilen bilgiye göre, şüpheliler arasında bulunan ve halen Foça İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan Yüzbaşı Ç.E. de operasyon kapsamında gözaltına alındı.

.Bağdat’taki füzeli saldırı sonrasında ABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldiABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldi’ın başkenti  bulunan ’deki  Büyükelçiliği yakınlarına Katyuşa füzesiyle saldırı düzenlendi. Füzeli saldırının ardından ABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldi.

Giriş Tarihi: 15.09.2020  01:58 Güncelleme Tarihi: 15.09.2020  02:12

Bağdat’taki füzeli saldırı sonrasında ABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldi

Irak'ın başkenti Bağdat'ta, ABD Büyükelçiliği ve diğer bazı yabancı misyon temsilcilikleri ve hükümet binalarının bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge'ye füzeli saldırı gerçekleştirildi.

KATYUŞA FÜZESİ İLE SALDIRI

Irak'ta bulunan Yeşil Bölge'deki ABD Büyükelçiliği yakınlarına Katyuşa füzesiyle saldırı düzenlendi.

Saldırıda can kaybının yaşanıp yaşanmadığı henüz bilinmiyor.

Füzeli saldırı sesi Bağdat'ın birçok noktasından duyulurken, ABD Büyükelçiliğinden siren sesleri yükseldi.

Bağdattaki ABD Büyükelçiliği yakınlarına yapılan füzeli saldırı A Haber ekranlarında!BAĞDAT'TAKİ ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ YAKINLARINA YAPILAN FÜZELİ SALDIRI A HABER EKRANLARINDA!

Bağdatta Yeşil Bölgeye füze saldırısıBAĞDAT'TA YEŞİL BÖLGEYE FÜZE SALDIRISI

Son dakika: Bağdat Havalimanı yakınına gece yarısı füze saldırısıSON DAKİKA: BAĞDAT HAVALİMANI YAKININA GECE YARISI FÜZE SALDIRISI

Son dakika haberi | DSÖ'den flaş uyarı: Koronavirüs (Covid-19) son salgın olmayacakDSÖ'den flaş uyarı: Korona son salgın olmayacak

 haberine göre; Dünya Sağlık Örgütü () Genel Direktörü Dr. , yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ne son salgın ne de son küresel acil sağlık durumu olmayacağı uyarısında bulunarak, gelecekteki salgınların önüne geçilebilmesi için "doğru siyasi ve finansal yatırımlar" yapılması çağrısında bulundu.

Giriş Tarihi: 14.09.2020  21:42 Güncelleme Tarihi: 14.09.2020  22:25

Son dakika haberi | DSÖ'den flaş uyarı: Koronavirüs Covid-19 son salgın olmayacak

Dr.  ve Dünya Bankasının ortak bir kurumu olan Küresel Hazırlık İzleme Kurulu'nun (), Kovid-19 salgını izleme raporunun açıklandığı etkinlikte konuştu.

Salgının, dünyanın pek çok ülkesinde sağlık sistemleri, ekonomiler ve toplumları altüst ettiğini vurgulayan Ghebreyesus, ayrıca salgının pek çok kişinin yaşamına ve geçim kaynaklarına mal olduğuna dikkati çekti.

Ghebreyesus, "Gelişmiş sağlık sistemlerine ve güçlü ekonomilere sahip ülkeler bile bunalmış durumda ancak başarılı olan ülkelerin çoğu SARS, MERS, H1N1, Ebola ve diğerleri gibi önceki salgınlardan ders almış olanlar." diye konuştu.

"Bu ne en son salgın ne de en son küresel acil sağlık durumu olmayacak." uyarısında bulunan Ghebreyesus, gelecekteki salgınların önüne geçilebilmesi için "doğru siyasi ve finansal yatırımlar" yapılması çağrısı yaptı. Ghebreyesus, böylelikle gelecek nesillerin salgın tehlikelerinden korunabileceğini söyledi.

Ghebreyesus, insanlığın tedbir almadığı ve beklediği her günün yeni bir hastalık, iklim değişliği veya doğa felaketinin habercisi olduğu görüşünü savunarak, şöyle konuştu:

Canlı Corona Virüsü Haritası - Corona Virüsü Ölü ve Vaka Sayısı Son Durum

"Bir sonraki acil sağlık durumunun ne olacağını bilmiyoruz ama bunun geleceğini biliyoruz. Hazırlıklı olmalıyız. Bu korku tellallığı değil, bir eylem çağrısıdır. Tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için gerekli araçlara ve bilgi birikimine sahibiz. Bu küresel tehditlerle ancak birlikte dayanışma içinde ve uzun vadeli iş birliğiyle mücadele edebiliriz."

2020'nin tüm insanlık için bir "uyarı işareti" olduğunu belirten Ghebreyesus, "Kovid-19 salgını insanlık için korkunç bir maliyet oluşturdu. Bunlar zor kazanılan derslerdi. Onlardan öğrenmeliyiz ve daha iyi (dünya) inşa etmeliyiz." diye konuştu.

GPMB'DEN TÜM DÜNYAYA EYLEM ÇAĞRISI

Öte yandan, GPMB'den yapılan yazılı açıklamada, Kurul'un geçen yıl açıkladığı raporda, dünyanın dört bir yanına yayılan, milyonlarca insanı öldüren, ekonomileri bozan ve ulusal güvenliği istikrarsızlaştıran ölümcül bir salgının gerçek olasılığına karşı dünyanın hazırlıksız olduğu konusunda uyarıda bulunulduğu anımsatıldı.

Kurul, geçmişte küresel sağlık krizlerine verilen tepkiyi karakterize eden "panik" ve "ihmal döngüsünü" kırmak için acil eylem çağrısında bulundu.

GPMB'nin yeni raporunda ise Kovid-19 salgınına karşı verilen küresel mücadele sert şekilde eleştirildi.

Dünyanın pandemiyi önlemede toplu bir başarısızlık sergilediği ileri sürülen raporda, "Pek çok ülkede liderler bilime, kanıta ve en iyi uygulamaya dayalı erken karar verici eylemlerde bulunmakta zorlandılar. Liderlerin bu hesap verebilirlik eksikliği, (salgına) müdahale çabalarını engelleyen derin ve derinleşen bir güven açığına yol açtı." ifadesi kullanıldı.

GPMB'nin eş başkanı Elhadj As Sy ise rapora ilişkin, "Kovid-19 salgınına karşı mücadelede şeffaflık ve hesap verebilirlik şarttır. Güven, daha iyi sağlık sistemleri için hükümet-topluluk ilişkilerinin temelidir ancak bu güven, hükümetler ve liderler taahhütlerini yerine getirmediğinde dağılır." değerlendirmesinde bulundu.

 haberi: 'nda bir ilk! Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar...

Giriş Tarihi: 12.9.2020  15:31 Son Güncelleme: 12.9.2020  17:50

 haberi: Başkan 'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a çok sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Siz bize insanlık dersi veremezsiniz önce bunu öğren. Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma" dedi. Erdoğan Yunanistan'a da ince bir mesaj göndererek, "Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu' diyorsun. O zaman komşuluğun hakkını ver. Yanlış yollara girme." ifadelerini kullandı. Erdoğan, Türkiye'nin artık IMF diye bir kapısının da olmadığını belirtti.

Son dakika haberi: Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda bir ilk! Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar...

Son dakika haberi... Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan daha sonra TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'ne katıldı. Erdoğan burada, "Ekonomik faturalarından ziyade darbelerin asıl etkisi, adalet sistemimiz üzerinde yol açtığı ağır tahribattır." dedi.

TÜM VESAYET İZLERİNİ ORTADAN KALDIRDIK

Başkan Erdoğan TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'nde, "Türkiye'nin demokrasi mücadelenin aynası işte bu (Demokrasi ve Özgürlükler Adası) adadır. Türk demokrasisinin dibe vurmasının da şaha kalkmasının da sembolü burasıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başta olmak üzere hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin üzerindeki tüm vesayet izlerini ortadan kaldırdık. 15 Temmuz destanımızla vesayet heveslilerine asla unutamayacakları bir ders verdik." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'nde önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na geldi!

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI'NA: SİZİN BU PUANLAMALARINIZIN KIYMETİ HARBİYESİ YOK

Erdoğan, Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla ilgili "Kalkmışlar bizim puanımızı düşürme yoluna gidiyorlar. Ne yaparsanız yapın sizin bu puanlamalarınızın kıymetiharbiyesi yok." dedi.

Başkan Erdoğan'ın Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'ndaki açıklamaları ise şu şekilde:

MİLLETİMİZİN TARİHİNE SAVAŞ AÇANLARIN AMAÇLARINI ASLA UNUTMAYACAĞIZ

Sempozyumun milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen tüm kurumlarımıza ve katılımcılara teşekkür ediyorum. Yakın tarihimize baktığımızda ülkemizin demokrasi tecrübesinin vesayet, cuntalar lekesiyle dolu olduğunu görüyoruz. Yakın tarihimize baktığımızda darbeler ve cuntaları görüyoruz. Milletimizin tarihine savaş açanların amaçlarını asla unutmayacağız.

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan: "15 Temmuz'da 'Bizim çocuklar yine başardı' demek için bekliyorlardı

HİÇBİR DARBE MEŞRU VE MİLLİ DEĞİLDİR

Türkiye'de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, özellike vesayetin hiçbir oyunu, meşru, milli, masum, onurlu değildir. Her darbe bir önceki darbenin yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak için gerçekleştirilmiştir. 15 Temmuz gecesi söylediğimiz gibi milletin gücünün üzerinde bir güç görmedik, tanımadık ve tanımıyoruz.

15 TEMMUZ'DA DA 'BİZİM ÇOCUKLAR YİNE BAŞARDI' DEMEK İÇİN BEKLİYORLARDI

12 Eylül sabahı köşe başlarında mevzilenmiş tanklar tanıdık bir felaketin habercisiydi. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu. Türkiye'yi 12 Eylül Darbesi'ne hazırlayan karanlık odak darbe sonrasının planlamasını da yapmıştı. Askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarının birikimlerini yok etme gayretinin FETÖ'nün önünü açmak için olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz.

ARTIK BİZİM IMF DİYE BİR KAPIMIZ YOK

Ekonomimizi IMF'E muhtaç ve mahkum hale getirdiler. 2013'te borcu biz sıfırladık. Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz. Bu ülke kendine yeter.

PEK ÇOK TOPLUMSAL SARSINTININ TEMELİNDE 12 EYLÜL DARBESİ VARDIR

Nice eserler bilinçli bir şekilde imha ediliyordu. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan bilincin maddi alt yapısını tümü ile yok etmektir. Ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı. Son dönemde gündeme getirilen pek çok toplumsal sarsıntının temelinde 12 Eylül Darbesi vardır. Darbe ve vesayet düzeni, Türkiye'ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olmuştur.

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a sert tepki! "Senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak"

MACRON'A SERT TEPKİ: SENİN ŞAHSIMLA DAHA ÇOK SIKINTIN OLACAK

Bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor Suriye'de, Libya'da karşımızda darbeci Hafter ve Wagner diye silahlı güçler bütün bunların yanında Fransa sürekli gündemde. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz önce bunu öğren. Sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Libya'ya petrol, Afrika ülkelerine elmas için gidiyor. Tarih bilgin de yok. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma.

YUNANİSTAN'A İNCE MESAJ: YANLIŞ YOLLARA GİRME

Erdoğan, Yunanistan ile ilgili "Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu' diyorsun. O zaman komşuluğun hakkını ver. Yanlış yollara girme. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin, hepten yalnız kalırsınız." dedi.

Başkan Erdoğan daha sonra TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda önemli açıklamalar

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI'NDA İLK PROGRAM

Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 27 Mayıs'ta açılan "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"nda yapılan sempozyum, buradaki ilk program niteliğini taşıyor.

12 EYLÜL FOTOĞRAF SERGİSİNİ GEZDİ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve eski başbakanlardan Tansu Çiller, 12 Eylül fotoğraf sergisini gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan eski Başbakan Tansu Çiller ile Demokrasi Adası'nda sergiyi gezdi

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI

1960 darbesi sonrası merhum başbakanlardan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamlarıyla neticelenen yargılamaların yapıldığı Yassıada'nın adı, 2013'te Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirilmişti.

Çehresi son 5 yılda değişen 103 bin 750 metrekarelik alana sahip ada, eski günlerini geride bırakarak toplumsal hafıza açısından son derece önemli bir kongre merkezine ve açık hava müzesine dönüştürülmüş, 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında Başkan Erdoğan tarafından halkın hizmetine açılmıştı.

12 Eylül darbesi manşetlere ve fotoğraflara böyle yansıdı!Son dakika: Başkan Erdoğan'dan  darbesinin 40. yılında vesayet odaklarına net mesaj: Hiçbiri masum değildir

Son dakika haberine göre, Başkan  1980 darbesinin 40. yılı dolayısıyla Demokrasi ve 'nda düzenlenen "Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu"nda önemli açıklamalarda bulundu. Hiçbir darbenin masum olmadığını dile getiren Başkan Erdoğan, "Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki herkesin kabul etmesi gerek; Türkiye'de yapılmış ve teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, vesayetin hiçbir oyunu meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir." dedi. Doğu Akdeniz'deki gerilim ile de konuşan Erdoğan, "İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o şahsımla çok uğraşıyor. Diyor ki, "Türk milleti ile değil ama bizim Erdoğan ile sıkıntımız var" sayın Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan: Hiçbiri masum değildir
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenlerin, ülkeyi doğrudan ve dolaylı ama mutlaka vasiler eliyle yönetmek için her yolu denediğini belirterek, "Milletimiz 15 Temmuz'da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla ortaya koyduğu dirayetli duruşla geçmişteki işte bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin tankı da topu da silahı da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor." dedi.

Başkan Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, insanlık tarihinde coğrafi ve kültürel zemini olan pek çok yönetim biçimi olduğunu söyledi.

Bu yönetim sistemleri içinde hangi uygulama biçimiyle hayata geçerse geçsin milli iradenin üstünlüğüne dayalı olanların ayrı bir yeri bulunduğunu aktaran Erdoğan, "Modern demokrasi de Avrupa'da yaşanan oldukça uzun ve kanlı arayışın ardından geliştirilmiş bir yönetim biçimidir. Özellikle son bir asra damgasını vuran demokrasi, oldukça geniş yelpazede, farklılıkları da içeren zengin bir uygulama alanına sahiptir." diye konuştu.

HER DARBE BİR ÖNCEKİNİN EKSİKLERİNİ, BAŞARAMADIKLARINI TAMAMLAMAK AMACIYLA GERÇEKLEŞTİRİLİYOR"

Erdoğan, Türkiye'nin de bu sürece en erken katılan ülkeler arasında olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"İstiklal Harbi'nin ardından nazari olarak milli iradeye dayalı bir yönetim biçimini benimsemiş olsak da gerçek demokrasiye ulaşmak için bir müddet daha beklememiz gerekmiştir. Ülkemizde demokrasi, çok partili siyasi hayata geçişle birlikte tüm kural ve kurumlarıyla işlemeye başlamıştır. Ancak bu süreç de oldukça zorlu ve sıkıntılı yürümüştür. Şöyle dönüp 1950'den bugüne kadarki yakın tarihimize baktığımızda ülkemizin demokrasi tecrübesinin darbeler, cuntalar, vesayet lekeleriyle dolu olduğunu görüyoruz. Milletimizin özgürlüğüne ve kalkınmasına engel olan siyaset mühendislikleri, toplum mühendislikleri, zorbalıklar, sinsi tuzaklar ve daha nice oyunlar yaşadık. Bedelini demokraside ve ekonomide geri kalmışlık olarak, evlatlarımızın dar ağaçlarında, terörle mücadelede, terör saldırılarında canlarını vermeleri olarak ödediğimiz bu süreci asla unutmayacağız. Milletimizin tarihine kültürüne, değerlerine, inancına karşı adeta savaş açanların amaçlarını ve yöntemlerini de asla unutmayacağız. Her şeyden önce şu gerçeği ülkemizdeki istisnasız herkesin kabul etmesi gerekir. Türkiye'de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, şunu bilmemiz lazım ki özellikle vesayetin hiçbir oyunu, meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir."

Başkan Erdoğan, her darbenin bir önceki darbenin eksiklerini, yarım bıraktıklarını, başaramadıklarını tamamlamak amacıyla gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Vesayet dediğimiz yapı da darbeciler tarafından kurulan nizamın çeşitli yol ve yöntemlerle bürokrasi ve sivil siyaset çatısı altında sürdürülmesinden ibarettir. Türkiye'yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenler, ülkemizi doğrudan ve dolaylı ama mutlaka vasiler eliyle yönetmek için her yolu denemişlerdir. Milletimiz 15 Temmuz'da gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla ortaya koyduğu dirayetli duruşla geçmişteki işte bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. Yine o gece görülmüştür ki millet kıyama kalktığı zaman darbecilerin tankı da topu da silahı da medyası da uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Diyor ki 'Türk milletiyle değil ama bizim Erdoğan'la sıkıntımız var.' Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Defalarca bunu zaten sana söyledim, ama dinlemiyorsun. 'Bak, senin tarih bilgin de yok.' dedim. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda konuştu.

12 Eylül'ün, Yunanistan'ın NATO'ya ve Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin yolunu karşılıksız açan kararlarının uluslararası etkilerinin, Doğu Akdeniz'de ve Ege'de bugün hala tüm ağırlığıyla yaşandığını belirten Erdoğan, "Bunlar 12 Eylül projesinin ülkemize maliyetlerinden sadece bazılarıdır. Daha da ötesine geçerek söylüyorum; son dönemde sıkça gündeme getirilen pek çok sancılı meselenin kökünde yine 12 Eylül'de tohumları atılan sosyal çarpıklıklar ve sapkınlıklar vardır. Gençlerimizin tarihleriyle, kültürleriyle, siyasi ve sosyal meselelerle ilgilenmektense sapkın hayat biçimlerine, ahlaksızlığa, lümpenliğe teşvik edilmesi 12 Eylül'ün ülkemize bıraktığı kötü mirastan birisidir." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, darbe ve vesayet düzeninin, Türkiye'ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçlarıyla karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sadece Türkiye'nin sorunu mudur? Hayır. Ülkemizde her darbeden sonra yeniden inşa edilen yönetim sistemi de bu gayeyle düzenlenmiştir. Sistemin en kritik unsurları, milletin istiklalini ve istikbalini güvence altına almak değil, senaryonun daha sonraki adımlarını kolaylaştırmak amacıyla tesis edilmiştir. Üzerinde darbe veya vesayet gölgesi olmayan tek köklü değişim, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişimizdir. Bu, ciddi manada bunları rahatsız etmiştir. Tarihimizde ilk defa yönetim sistemimizi doğrudan milletin tercihiyle böylesine kapsamlı bir şekilde değiştirme başarısını hamdolsun biz gösterdik. Elbette bu safhaya kolay gelmedik."

"SENARYOLARIN HEPSİNİ DE BOŞA ÇIKARTMAKTA KARARLIYIZ"

Başkan Erdoğan, son 18 yılda milletin demokrasi ve kalkınma özlemini dindirecek pek çok reformun hayata geçirildiğine değinerek, şöyle konuştu:

"Darbe döneminin mirası pek çok kurumu, kuralı, uygulamayı halkımızın beklentileri doğrultusunda yeniden oluşturduk. Bir yandan ülkemizin 81 vilayetinin tüm altyapı ve hizmet ihtiyaçlarını karşılarken, diğer taraftan ileri demokrasiyi inşa ettik. Türkiye, bu 2 güçlü motorun etkisiyle hızla toparlanıp Cumhuriyet döneminin tamamında yapılanların katbekat üstünde skorlara imza attı. Temel altyapı ve hizmetler alanında eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, adaletten güvenliğe her alanda ülkemizi gelişmiş devletler seviyesine çıkartan pek çok yatırımı hayata geçirdik. Ekonomide üretimden ihracata, büyümeden istihdama, finansmana kolay erişimden girişimciliğin desteklenmesine kadar pek çok kritik altyapı atılımını ardı ardına işte bu dönemde gerçekleştirdik. Kılık kıyafet, dil kültür, inanç alanında yasakları kaldırdık. Demokrasinin, hakların, özgürlüklerin, bütün bunların önündeki engelleri birer birer temizledik. Ülkemizin bu dengeli ve hızlı atılımlarını, çıtayı sürekli yükselterek iddialı bir vizyonun habercisi haline dönüştürdük. Bütün bunları hamdolsun Cumhur İttifakı olarak Sayın Bahçeli ve arkadaşlarıyla el ele vererek gerçekleştirmeyi sağladık. Allah'a hamdolsun. Demek ki oluyor."

Dayanışma olduktan sonra milletin yapamayacağı hiçbir şey olmadığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Artık çok daha büyük hedeflere ihtiyacımız olduğunu görerek, milletimizin ortak hayallerinin ifadesi olan 2023 hedeflerini ortaya koyduk. Bu vizyonu 2011 seçim beyannamemizin merkezine yerleştirerek, milletimize artık günü değil, geleceği düşünen, çeyrek asır sonrasının projelerini, planlarını yapan bir yönetime sahip olduğu mesajını verdik. Tabii bu mesajı milletimizle birlikte Türkiye'yi darbe ve vesayet aracılığıyla dilediği gibi yöneten, yönlendiren, sömüren odaklar da aldı. Ülkemizin son 7 yılının kesintisiz bir saldırı dalgasıyla ve buna karşı verdiğimiz mücadeleyle geçmesinin sebebi işte budur. Bizi hedeflerimizden uzaklaştırmak, yeniden darbe ve vesayet kısır döngüsüne hapsetmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Gezi olaylarından 17-25 emniyet-yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine, 15 Temmuz'dan Akdeniz'deki gelişmelere kadar hepsi de bu sürecin birer parçasıdır. Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle akamete uğrattığımız her saldırıyı, farklı alanlarda yenileri izledi. Tıpkı darbe öncesi hazırlık süreçleri ve darbe dönemlerindeki sindirme uygulamaları gibi milletimizin kanını dökme dahil çok farklı boyutları olan bu senaryoların hepsini de boşa çıkartmakta kararlıyız."

"BUNLAR BİZE İNSANLIK DERSİ VEREBİLİR Mİ?"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, güneyde koalisyon güçleriyle mücadele yürütüldüğüne işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bakıyorsunuz ki bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor. Nerede? Suriye'de. Öbür tarafta bakıyorsunuz Libya'da karşımızda darbeci Hafter ve onun güçlerinin ne yazık ki Wagner diye paralı Abu Dabi yönetiminin desteklediği silahlı güçleri var. Bütün bunlarla beraber onların yanında bakıyorsunuz Fransa sürekli gündemde. İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum anmaya çünkü o, şahsımla çok uğraşıyor. Nedir o? Diyor ki 'Türk milletiyle değil ama bizim Erdoğan'la sıkıntımız var.' Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Defalarca bunu zaten sana söyledim ama dinlemiyorsun. 'Bak, senin tarih bilgin de yok.' dedim. Sen Fransa'nın tarihini de bilmiyorsun. Önce Türk milletiyle uğraşma, Türkiye'yle uğraşma. Afrika'nın tarihi adeta Fransa'nın tarihidir. Cezayir'de 1 milyon insanı öldüren sizsiniz. Ruanda'da 800 bin insanı öldüren sizsiniz. Siz bize insanlık dersi veremezsiniz, önce bunu öğren. Bunu, ben bizzat kendisine söyledim. 'Bak, senin tarih bilgin yok. Önce bunları öğrenmen lazım.' dedim.

Biz ise bu Afrika'da bir insanın burnunu kanatmadık. Biz oralarda sadece acaba insanca nasıl destek, nasıl yardım veririz, bunları yaptık. Darbe ve vesayet güçlerinin örneği bunlar. Yıllarca besleyip büyüttükleri, günü gelince de sahaya sürdükleri kadrolar tasfiye oldukça Türkiye, yerli ve milli politikalarını çok daha büyük kararlılıkla hayata geçiriyor. Bunlar Libya'ya da çok çektirdiler. Libya'da bunlar 100 binlerce insanı öldürdüler. Bunu yaptılar. Bunlar bize insanlık dersi verebilir mi? Şimdi gelmiş Libya'ya niye girmek istiyor? Petrol için girmek istiyor. Afrika'nın diğer ülkelerine bunlar niye girmek istiyor? Elmas için girmek istiyor, altın için girmek istiyor, bakır için girmek istiyor, krom için girmek istiyor. Seyahatlerimde hep Afrikalı liderler bunu bana anlatmışlardı, bizzat kendileri. 'Türkiye ise ecdadımız'. Biz, buralara gittiğimiz zaman sadece destek elimizi uzatırız."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin haberi Washington'a ulaştığında birilerinin 'Bizim çocuklar başardı' demesinin, 12 Eylül'ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ettiğini belirterek, "Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen "Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu"ndaki konuşmasında, vesayetin etkin olabilmesinin ancak milli iradenin alanının daraltmasıyla mümkün olduğunu söyledi.

15 Temmuz gecesi televizyonlardan yaptığı konuşmada da söylediği gibi "Biz bu dünyada milletin gücünün üzerinde bir güç görmedik, tanımadık, tanımıyoruz." diyen Erdoğan, "Son 200 yılda yaşadığı onca ağır kayıpların altında adeta beli bükülen Türk Milleti 15 Temmuz'da, zor şartlarda kurtarıp yeni devletini kurduğu vatan toprakları üzerinde istiklaline ve istikbaline bir kez daha sahip çıkmıştır." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, her kesimden vatandaşı, kamu görevlisi, siyasetçisiyle 15 Temmuz gecesinde onurlu duruş sergileyen insanların bu ülkenin tarihindeki ve milletin kalbindeki mümtaz yerini aldığını dile getirerek, bu tür bilimsel toplantıların ülkenin ve milletin uzun serencamının incelenmesine, araştırılmasına, analizine ve geleceğe ışık tutacak mesajlara dönüştürülmesine vesile olması temennisinde bulundu.

Bugün 12 Eylül olduğunu, bu tarihin herkes için takvim yapraklarındaki 365 sayfadan biri olmasının çok ötesinde bir anlam taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye bundan tam 40 yıl önce bir 12 Eylül sabahı gözlerini silahların gölgesi altında açmıştır. Köşe başlarında mevzilenmiş tanklar, sokakları kapatmış askerler, bunlar bizim evlatlarımızdı. Tanıdık bir felaketin habercisi gibiydiler. Türkiye bir askeri darbeye daha maruz kalmıştı. Bizim çocukluğumuza denk gelen ama bizden önceki neslin hayatının tam merkezine yerleşen 1960 darbesi ve ardından gelen felaketler bugün hala yürekleri dağlıyor. Bizim gençliğimizin henüz başında gerçekleşen 1971 muhtırası daha çok siyasi sonuçlarıyla hafızamızda yer etti. Gençliğimizin tam ortasına denk gelen 12 Eylül darbesi ise öncesi ve sonrasıyla öylesine kanlı, öylesine derin yaralara yol açmıştır ki nesiller boyunca unutulması mümkün değildir."

"DARBEYE ZEMİN HAZIRLAMAK İÇİN BİLİNÇLİ SENARYOLAR YAPILDI"

Erdoğan, darbe yıllarının ülkenin, gözaltına alınıp en ağır işkencelerden geçirilen insanların, her biri zulüm makinesi olarak çalıştırılan cezaevlerinin, dar ağaçlarına gönderilen gençlerin acısıyla kavrulduğu bir dönemi ifade ettiğini kaydetti.

Bugün artık herkesin 12 Eylül darbesinden önce ülkenin siyasi kamplara bölünmesi her gün onlarca insanın öldürülmesi gibi hadiselerin hiçbirinin kendi dinamiği içinde ortaya çıkmadığını bildiğini vurgulayan Erdoğan, bu gelişmelerin hepsinin darbeye zemin hazırlamak ve toplumsal meşruiyet oluşturmak için yazılan bilinçli bir senaryonun ürünü olduğunu dile getirdi.

Başkan Erdoğan, aynı şekilde 'ülke 70 sente muhtaç' diye hafızalara kazınan ekonomik çöküntünün de darbeye giden yola özellikle döşenen taşlardan biri olduğunu belirterek, "Darbe haberi Washington'a ulaştığında birilerinin 'Bizim çocuklar başardı' demesi, 12 Eylül'ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekanlarda 'Bizim çocuklar yine başardı.' demek için bekliyordu." dedi.

İnsan hayatında çok uzun zaman olan 40 yılın ülke ve toplum hayatında kısa olduğunu vurgulayan Erdoğan, 12 Eylül darbesine güzellemeler dizenlerin her fırsatta öne sürdükleri anayasa referandumu sonucunun da bu perspektiften doğru şekilde okunması gerektiğini anlattı.

Erdoğan, can güvenliği kalmayan, evini geçindirmekte zorlanan, geleceğinden umudunu kesen bir toplumun elbette darbeye direnemeyeceğini belirterek, böyle de olduğunu dile getirdi.

12 Eylül rejiminin anayasasının çok yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesinin de darbenin meşruiyetinden ziyade milletin içine sürüklendiği umutsuzluk ikliminden bir an önce kurtulmak isteğinin tezahürü olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, 1983 seçimlerinin darbecilerin işaret ettiği siyasi parti yerine rahmetli Turgut Özal'ın kurduğu partinin zaferiyle sonuçlanmasının da bu çerçevede değerlendirilmesinin doğru olacağına işaret etti.

"12 EYLÜL EN AĞIR VE EN ACI DARBE"

Başkan Erdoğan, bu dönem konusunda kimi çevrelerin özellikle kendilerine göre bir farklı yorum oluşturmaya çalıştığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bu tür bir resim ne olursa olsun tarih hükmünü, ülkemizin yaşadığı en ağır ve acı darbe olarak vermiştir. Türkiye'yi 12 Eylül darbesine hazırlayan karanlık odak, hiç şüphesiz darbe sonrasının planlamasını da yapmıştır. Darbecilerin bir sağdan, bir soldan diyerek idam sehpasına çıkardığı gençlerin temsil ettiği dinamik toplumsal fikri yapı yerine ülkemizin hala çözmeye ulaştığı sorunların tohumları atıldı. Askeri rejimin sol grupları sert bir şekilde tasfiye etmesinin amacının yıllarca ülkemizin başına bela olan PKK'nın gelişip büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarının birikimlerini yok etme gayretinin de FETÖ'nün önünü açmak için olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz."

Erdoğan, sahneye konulan senaryoyu somutlaştırmak bakımından vereceği örneğin çok daha açıklayıcı olacağını ifade ederek, Anadolu'nun küçük bir ilindeki Milli Türk Talebe şubesinin 12 Eylül darbecileri tarafından kapatıldığını, şehrin merkezindeki bir pasajın içinde yer alan şube binasının önce camlarının kırıldığını, mobilyalarının da odun niyetine sobada yakılıp tahrip edildiğini aktardı.

Bununla kalınmayıp şube binasındaki yılların birikimi olan fikir kitapları ve dergilerin de sobada yakılarak ortadan kaldırıldığını belirten Erdoğan, "Yerli ve milli zihin yapısına sahip nesillerin yetişmesine katkı sağlamış nice eserler bilinçli bir şekilde ateşe atılıp imha ediliyor. Bu kitaplar ve dergileri yanmaktan kurtarmak isteyenler ise derhal gözaltına alınıp hapse atılıyor. Bu sıradan bir kitap düşmanlığı veya vandallık eylemi değildir. Amaç milletimizin değerlerini oluşturan ve nesilden nesle aktarılan hafızanın, birikimin bilincin, maddi alt yapısını tümüyle yok etmektir. Nitekim ülkemizin fikir hayatı 12 Eylül darbesinden sonra hiçbir zaman eskisi kadar canlı olamadı." diye konuştu.

Erdoğan, bunun yerine gençlerin zihinlerinin neredeyse tamamının tercümeye dayalı ideolojik akımların istilasına maruz bırakıldığını vurgulayarak, PKK eliyle oluşturulan güvenlik kaygısının da uzun bir süre siyasi ve sosyal çatlakları genişletmenin zemini, topyekün sistemi bloke etmenin gerekçesi olarak kullanıldığını anlattı.

Milletin adeta hayat damarları olan dini hassasiyetlerinin, toplumsal dayanışma hasletlerinin, kültürel birikiminin, eğitim faaliyetlerinin, FETÖ ve benzeri sapkın yapılar öne çıkartılarak lekelenmeye çalışıldığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ekonomi ardı ardına yaşatılan krizlerle sürekli zayıf tutularak IMF'ye muhtaç ve mahkum hala getirildi. Bunu bizzat şahsım yaşadı. Göreve geldiğimizde IMF'ye olan borç 23,5 milyar dolardı ve hamdolsun 2013'te IMF'ye olan bu borcu sıfırladık. IMF borcumuz falan kalmadı. Ama ana muhalefet 'Bak ekonomik sıkıntılarımız var, durmayın, IMF'ye müracaat edin, oradan yine borç alın, bu ülke ayakta kalsın.' Artık bizim IMF diye bir kapımız yok, biz bize yeteriz, bu ülke kendine yeter."

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Yunanistan'ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? İşte bazı kendisine destekler vereceğini vaat edenlere güveniyor, onlarla beraber adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar, zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nun açılışında, koronavirüs sürecinde 150'ye yakın Afrika ve dünya ülkesine destek verdiklerini hatırlattı.

Bu desteği insani ve vicdani görev olduğu için verdiklerini dile getiren Erdoğan, "Biz onlardan daha zengin değildik ama verdik ve bundan sonra da vereceğiz. Bizim ecdadımızdan aldığımız terbiye bu. Bundan sonra da yapacağımız bu. Ey Macron, sen ne yaptın? Şu anda dirsek teması içinde oldukların ne yaptı? Sen onu söyle." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Meclisiyle, Cumhurbaşkanlığıyla, yargısıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla, özellikle ordusu ve diplomasisi ile kendi oyun planlarını uyguladıkça, hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte şu anda burada adalarda, vesaire, Yunanistan'ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? İşte bazı kendisine destekler vereceğini vaat edenlere güveniyor onlarla beraber adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar, zodyaklarla dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız.

Yeri geldiği zaman 'komşu, komşu, komşu...' diyorsun, o zaman komşuluğun hakkını ver, yanlış yollara girme. Hamdolsun biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz. Bunları da dirayetle hayata geçiriyoruz. Gerektiğinde her türlü mücadeleye girebilen bir Türkiye var artık. Her ne kadar hala ülkemizde azımsanamayacak sayıda darbe ve vesayet özlemcisi varsa da milletimizin bunlara fırsat vermeyeceğine inanıyoruz. Bir daha bu ülkede, demokrasi ve milli irade ile darbe ve vesayet kesinlikle yan yana gelmeyecektir. Ülkemizin ve milletimizin kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Geleceğe ilişkin tüm planlarımızı, programlarımızı, hesaplarımızı, milli iradenin üstünlüğüne olan teslimiyetimizle yapıyoruz."

Başkan Erdoğan, Türkiye'nin hak, hukuk, özgürlük, demokrasi, kalkınma mücadelesinde emeği geçen, katkısı olan, canı pahasına bu yoldan dönmeyen tüm siyasetçilere, fikir adamlarına, toplum önderlerine, milletin her bir ferdine şükranlarını sundu.

Cuhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal'den, şehit Başbakan Menderes'e, merhum Özal'dan, Erbakan ve Türkeş'e kadar milletin istiklali ve istikbali için çalışmış büyükleri rahmetle yad eden Erdoğan, "Rabbimden, bizleri de hayırla yad edilenler arasına katmasını diliyorum. İçinde bulunduğumuz Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın tüm bu hakikatlerin inşallah mücadelelerin ve değerlerin sembolü olarak asırlar boyunca misyonunu yerine getireceğine inanıyorum. Ülkemizin Yassı Ada duruşmalarında tutuklulara 'Sizi buraya tıkan idare böyle istiyor' diyen bir yargı anlayışından, 15 Temmuz'da darbecilere karşı derhal harekete geçen bir yargı anlayışına ulaşmış olması gerçekten çok büyük bir ilerlemedir. Bu vesileyle 15 Temmuz sonrası darbe yargılamalarını titizlikle yürüten yargı mensuplarımızın tamamını tebrik ediyorum. Bu davalarda fedakarca görev üstlenen avukatlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum." diye konuştu.

Başkan Erdoğan, baro tartışmaları ve teröre verilen destekler sebebiyle son günlerde sıkça tartışma konusu olan avukatların kahir ekseriyetinin ülkesine, milletine, hakka, hukuka, samimiyetle bağlı olduğunu bildiğini, bu anlayıştaki avukatların barolarda ve diğer sivil toplum faaliyetlerinde çok daha aktif hale gelmeleriyle yargının tüm unsurlarının millet nezdindeki itibarı ve güvenilirliğinin daha da artacağını söyledi.

Sempozyumun açılışına TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Hayati Yazıcı, eski Başbakanlardan Tansu Çiller, Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi Başkanı Salih Murat, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya'nın yanı sıra çok sayıda milletvekili ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

Sempozyumun açılış töreni, aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

Giriş Tarihi: 12.9.2020  04:05 Son Güncelleme: 12.9.2020  08:53

Son dakika haberine göre; 'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanlarından Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, araştırma yapmak için ABD'ye gitmişti. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirten Li-Meng, "Raporumuz hazır. Yakında açıklayacağız" dedi. 

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirterek, bilim adamlarından oluşan ekibiyle ilk raporunu hazırladığını ve çok yakında dünya ile paylaşacağını ifade etti. İlk olarak Aralık 2019'da 'in Hubei eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına almıştı.

Çinli bilim insanından korkunç iddia

 insanıydı! Yaptığı açıklamalar şoke etti

'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan  insanlarından Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, araştırma yapmak için 'ye gitmişti. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirten Li-Meng, "Raporumuz hazır. Yakında açıklayacağız" dedi.

Çinli bilim insanından çarpıcı koronavirüs açıklaması

Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanlarından Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, araştırma yapmak için ABD'ye gitmişti. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirten Li-Meng, "Raporumuz hazır. Yakında açıklayacağız" dedi.

Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirterek, bilim adamlarından oluşan ekibiyle ilk raporunu hazırladığını ve çok yakında dünya ile paylaşacağını ifade etti.

İlk olarak Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle dünya genelinde 917 binden fazla insan hayatını kaybetti, 28 milyonu aşkın insan ölümcül salgına yakalandı. Koronavirüse karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları devam ederken, salgınla ilgili çeşitli iddialar da ortaya atılmaya devam ediyor.

"KORONAVİRÜS İNSAN YAPIMI"
Koronavirüsü inceleyen ilk bilim insanlarından olan ve salgını duyurmak için ABD'ye kaçan Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu dile getiren Li-Meng, "Bilim adamı ekibimle ilk raporumu hazırladım ve çok yakında dünya ile paylaşacağız.

Detaylı bilimsel kanıtlarla bunun neden doğadan, o hayvanlardan gelen bir şey olmadığını göstereceğiz" ifadelerini kullandı.

"FAZLA ZAMANIMIZ YOK"
Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, geçtiğimiz aylarda Fox News'e verdiği röportajda, "Bu, tarihte gördüğümüz en büyük salgın. İnsanlık tarihindeki bildiğimiz her şeyden daha fazlası. Bu nedenle, zamanlama çok önemlidir. Erken durdurabilirsek hayat kurtarabiliriz. Fazla zamanımız yok. Zaten geç kaldık" ifadelerini kullanmıştı.

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

Yeni tip  salgını nedeniyle dünya genelinde 917 binden fazla insan hayatını kaybetti, 28 milyonu aşkın insan ölümcül salgına yakalandı. Koronavirüse karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları devam ederken, salgınla ilgili çeşitli iddialar da ortaya atılmaya devam ediyor.

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

"KORONAVİRÜS İNSAN YAPIMI"

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

Koronavirüsü inceleyen ilk bilim insanlarından olan ve salgını duyurmak için ABD'ye kaçan Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu dile getiren Li-Meng, "Bilim adamı ekibimle ilk raporumu hazırladım ve çok yakında dünya ile paylaşacağız. Detaylı bilimsel kanıtlarla bunun neden doğadan, o hayvanlardan gelen bir şey olmadığını göstereceğiz" ifadelerini kullandı.

Son dakika: Koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanı Li-Meng korkuttu! Yaptığı açıklamalar korkuttu

"FAZLA ZAMANIMIZ YOK"

Koronavirüsü ilk inceleyen Çinli bilim insanından korkunç iddia

Koronavirüsü ilk inceleyen Çinli bilim insanından korkunç iddia

Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirterek, bilim adamlarından oluşan ekibiyle ilk raporunu hazırladığını ve çok yakında dünya ile paylaşacağını ifade etti.

İlk olarak Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip  salgını nedeniyle dünya genelinde 917 binden fazla insan hayatını kaybetti, 28 milyonu aşkın insan ölümcül salgına yakalandı. Koronavirüse karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmaları devam ederken, salgınla ilgili çeşitli iddialar da ortaya atılmaya devam ediyor.

"KORONAVİRÜS İNSAN YAPIMI"

Koronavirüsü inceleyen ilk bilim insanlarından olan ve salgını duyurmak için ABD'ye kaçan Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu dile getiren Li-Meng, "Bilim adamı ekibimle ilk raporumu hazırladım ve çok yakında dünya ile paylaşacağız. Detaylı bilimsel kanıtlarla bunun neden doğadan, o hayvanlardan gelen bir şey olmadığını göstereceğiz" ifadelerini kullandı.ABD'ye kaçan Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan'dan gündemi sarsacak itiraf: , raporum hazır

"FAZLA ZAMANIMIZ YOK"

Çinli uzmandan dünyayı sarsacak iddia: Raporum hazır fazla vaktimiz yok

Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, geçtiğimiz aylarda Fox News'e verdiği röportajda, "Bu, tarihte gördüğümüz en büyük salgın. İnsanlık tarihindeki bildiğimiz her şeyden daha fazlası. Bu nedenle, zamanlama çok önemlidir. Erken durdurabilirsek hayat kurtarabiliriz. Fazla zamanımız yok. Zaten geç kaldık" ifadelerini kullanmıştı.

.Koronavirüsü ilk inceleyen Çinli bilim insanından korkunç iddia

Çin'de çıkarak dünyayı etkisi altına alan koronavirüsü ilk inceleyen bilim insanlarından Çinli virolog Dr. Li-Meng Yan, araştırma yapmak için ABD'ye gitmişti. Koronavirüsün insan yapımı olduğunu belirten Li-Meng, "Raporumuz hazır. Yakında açıklayacağız" dedi.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Recep Tayyip Erdoğan 81 il teşkilatı ile bayramlaşma programında konuştu….
Başkan Recep Tayyip Erdoğan 81 il teşkilatı ile bayramlaşma programında konuştu….
 Son dakika: PYD/PKK elebaşlarından Salih Müslüm'ün teslim olan yeğeninin ifadesi ortaya çıktı! ABD ve Fransa askerleri eğitim vermiş!.
Son dakika: PYD/PKK elebaşlarından Salih Müslüm'ün teslim olan yeğeninin ifadesi ortaya çıktı! ABD ve Fransa askerleri eğitim vermiş!.